5 sene kurtlar vadisini izlemiş biri olarak söyleyebilirim ki, ezel apayrı bir dizi. kurtlar vadisi, aşk ı memnu gibi bana salak gelen dizilerin neden salakça olduğunu düşününce senaryolarında beni doyurmayan şey ya uyarlama olsun bizim olsun mantığıyla yapılmaları ve popülist yaklaşımlarla reytingi kendine düstur edinmeleri olsa gerek. bohem hayatın modern zaman piçi behlül haznedarın yengesiyle yasak aşkın tadıyla oynaşması ya da graham fulleri aron feller olarak lanse ettirip gerçek hayat kişi ve olaylarını sembolleştirerek insanımızı kendince aydınlatmaya çalışan ve üstüne fantastik literatüre başvurmayı pek seven kurtlar vadisi ekibi doğrusu ezel gibi bir dizinin yanına yöresine yaklaşamayacaktır. tarih (türk dizi tarihi, oeh) içinde ezelin bu kadar önemli olmasında usta oyuncuların yanısıra, bu oyunculara biçilen rollerin çok iyi dağıtılmış olması da yatıyor kuşkusuz. herşeyden önce kurtlar vadisi senaristleri gibi bir cemaat cemiyet içinde pişmiş ekibin karakterizasyonu verilmiyor seyirciye. milliyetçi dindar bir elekten geçme ya da topluma arz olma, popülist yaklaşımlara bulanma ihtiyacı duyulmuyor olsa gerek ki senaryoda- ki dayının lafları ne o zaman yaraaam diyebilirsiniz, cevabım var.- özgünlükle kurgu bir o kadar güzel ve uyumlu gidiyor, eser resmen akıyor. senaristin senaryo yazımı üzerindeki uzmanlığının altında bir seyirci olarak şunu da gördüğümü söylememde fayda var. hangi bölümü açarsam açayım altından bir rus alman edebiyatı falan fırlayıveriyor bir kere. cengiz in zor anında yaşadığı ''insanın gidecek bir yeri olmalı'' sendromuna ilk dostoyevskinin suç ve cezasında geçen bir meyhane muhabbetinde rastlamıştım örneğin. dostoyevskinin kendisi avrupanın kumarhanelerini gezen üstüne üstlük kumarbaz diye de eser vermiş biriyken. ezeldeki kumarhane, kumar, türlü oyunlar entrikalar buradan gelse gerek. ilerki bölümlerde ezelin ''asıl olay aynı soruya farklı yanıtlar aramak değil, 1000 kere aynı cevabı verebilmekmiş'' demesinde örneğin ben karamazov kardeşleri gördüm. ivan ivanov'un o meşhur bengi döngüsel sorgulamalarını hissettim. ''ruhumuz karanlıkta kalırsa günahlar çıkar ortaya.suçlu günahı işleyen değil, karanlığı getirendir'' de victor hugo'yu gördüm, yani adam boş değil.* ha yalnız şurda sıçmışlar, dayının hasan sabbah hikayesi yanlış. burda da semerkant dan izler mevcut olsa da, hasan sabbah denen piskopatın haşhaşi tarikatında suikastçıları cennet vaadiyle nasıl gözü kara ölüm savaşçıları haline getirdiğini herhalde bilmeyenimiz yoktur. hasan sabbah zamanının ulu kişisi, çetin dağda yaşayan bilge gibi lanse edilmesi çok gereksiz oldu doğrusu. ama nedir, dayımızın sözleri bir kurtlar vadisinin terör bitsin hepimiz kardeşiz temalı sosyal mesaj verme gibi yüzeysel kaygılarından ** çok daha öte olarak, klişeleşmiş laflar etmiyor, altında dostoyevskiler, mevlanalar çıkan çok daha çarpıcı bir gerçekçiliği bize derinden veriyor. bu açıdan ezel başka,bambaşka bir dizi. bu arada kenan birkanı kim oynayacak cidden meraklardayım.