normal şartlar altında bir haftayı beklemek zor geliyor anasını satim. bu adamlar şimdi naaptılar izleyicilere? bir aydır bekliyoruz kenan birkan gelecek diye, sezon finalinde de bize gösterip elletmediler resmen. siluet halinde gördük anca.
şimdi sezon finali konsepti, türk televizyon tarihinin en fazla izleyici toplayan, rating alan, popüler olan dizilerinde hep korkutucu bir şekilde biter. trafik kazası olur, patlamalar yaşanır, insanlar vurulur ve ucu açık bir şekilde bırakılır sezon finali yazılarak. bu esnada kadro gözden geçirilir, miladını dolduran karakterlerle yollar ayrılır, yenileriyle anlaşılır falan filan.
ezel dizisi bu klişe konsepti yıkıp geçmiştir. ne trafik kazası, ne patlama, ne bir katliam. üstüne üstük yetmiyormuş gibi bir de flashforward yapıp 6 ay sonrasına götürdüler bizi ve kafamızda milyon tane soru işaretleriyle bıraktılar.
uzun başlangıcımdan sonra nihayet bölüm hakkındaki düşüncelerimi ve soru işaretlerimi sıralamaya başlıyorum.
öyle bir yerden girildi ki diziye yine, aptala çevirdiler adamı. ben kendi adıma morgda yatan bahar'a seslenme tribini çok gereksiz buldum. bunda eyşan karakterinin "kardeşim öldü ben de sapıttım" modunun büyük etkisi var. ben ki cansu dere'den gram hazetmeyen birisi olarak, bu sahnelere katlanmakta zorlandım. tek pozitif yanı ise kenan imirzalıoğlu'nun o sahnedeki ve daha sonra mezarlıkta gösterdiği oyunculuktu.
bir de neymiş, ömer şimdi çıksa geldiği yere sokarmış onu. ohaaaa sayın seyirciler ya. kadının elinden her şeyi almışlar, soyup soğana çevirmişler, ne evi var ne barkı, yıllar önce kendi eliyle mezara koyduğu* adamın ailesinin evinde sığınma gibi yaşayan kıçıkırık bi hatun. karakterdeki güç burdan geliyor herhalde. ne kadar itici olursa olsun, bir yolunu buldu, bastı gitti kenan'ın yanına, parazit gibi yapıştığı her şeyin, herkesin kanını emiyor bu karakter ve tahminen de senaryo böyle ilerleyecek çünkü hangi insan evladı kardeşini öldüren adamla işbirliği yapar? bence bu açıdan eyşan'ın tek amacı kenan'ın kanını emmek ve ordan edindiği gücü ezel'e karşı kullanmak olabilir. neyse gereğinden fazla yazdım en sevmediğim karakter hakkında, o yüzden devam edelim.
o kıvırcık herkesi bir şekilde manipüle etti, neymiş yahu o öyle?!? ama senaristlere haklarını teslim ediyorum. ekran başındaki herkes eğer ezel dayıdan şüphe ediyor, birbirlerine ihanet edecekler diye düşündü kesinlikle. ama neymiş yeğen? şüphe tek gerçekmiş, okumak görmeye yeterken, anlamak için sevmek gerekirmiş. mevlana göndermelerini hayranlıkla izlediğim, karakterlerin bu kadar güzel kesiştirildiği başka bir dizi daha var mı ben hakkaten bilemiyorum.
daha önce yalnız kalmak adlı 12. bölümde ve tabii ki asıl adı gitmesine izin vermek olup bir ihtimal daha var adıyla bilinen 18. bölümde böyle parçalar birbirinden uzaklaşıp, en sonunda bir araya gelmişti ve çok çok güzel olmuştu. sezon finali bu bakımdan bu diğer iki bölümü feci şekilde geride bıraktı.
ezel-dayı-ali-tefo birleşmesi bence çok güzel oldu. tahminen bunun aksini düşünen de yoktur. cengiz'in de bu işin dışında kaldığı görülüyor, özellikle de 6 ay sonrasında olacak olan durumda. şebnem'in ordaki rolünü henüz anlamış değiliz hiçbirimiz ama zamanla ortaya çıkacaktır. ben şahsen çok kafa yormak istemiyorum çünkü nasılolsa ters köşeye yatıyoruz bir şekilde.*
ilk sezonu itibariyle şunu çok net söyleyebilirim ki:
türkiye'de hiçbir dizi ilk sezonunda bu dizinin kalitesinin yanına yaklaşamamıştır.
ben dizilerin uzayıp sünmesinden nefret ediyorum amaaaaa, bu kalitede devam edecekse 10 sezon da sürebilir, bana göre hava hoş.*