dehasını tartışmak saçma. biz onu dehasının hakkını veriyoruz zaten.
demem o ki; her devirde bu ve benzeri niyet simsarlarının, politik çok yüzlülerin arkasından kitlesel yürüyüşler olur. topluluk böyledir çünkü... ilkesizdir, yozdur, dejeneredir, kendisine ikbâl vaad edene yamanır, gururunu okşayanın peşine gider, eline ekmek vereni göklere çıkarır. bütün bunları yaparken sahip olunan ve sözde benimsenen değerlere sadakat aslında pek önceliksizdir. asıl mesele işte bu noktadaki açığı bilmekte başlar. böyleleri kendi savunduğu değerleri yozlaştırırken dahi; kendisini takdir edenler ve "siz onu anlayamazsınız" diyenler illâ ki çıkar.
ha o takdirciler, yani kayıtsız şartsız tasdikçiler yok mu? asıl onlarda bırakın dehayı, zekânın, yaradılış haysiyetinin katresini bulmak kabil değil.