matmazel... öncelikle geçen hafta gözümden kaçan bir detayla başlamak istiyorum. nihal yurtdışında okumaya karar verdiğini açıkladığında 'hemen julilliard'la görüşmelere başlayayım' dedin. duy da inanma. nihal'de juilliard kapasitesi var mı be kadın. o piyanoyla serdar ortaç şarkısı bile çalamaz.
beşir... ne dönek adamsın oğlum sen? beho karşında iki zırladı diye hemen yavşadın. bir karar ver artık. anahtar üzerinden gündem yaratmaya çalışma. sözünün eri ol. bizde laf ağızdan bir kere çıkar. yok süleyman efendi'ye, yok matmazel'e, olmadı behlül'e. bu ne oğlum? oyuncak mı millet senin elinde? en sonunda senin eline verecekler. anahtarı yani, yanlış anlama.
firdevs kaltağı... senin düştüğün durum, resmen içimin yağlarını eritti. nasıl zevkten dört köşe oldum anlatamam. bihter bana verse, bu kadar zevk almazdım, emin ol. gerçi allah'a çok şükür midem var. anladın sen onu.
neyse, bu hafta lafı fazla uzatmayacağım. son olarak şu reklam öncesi çıkan stil danışmanlarına da laf sokmazsam çatlarım. neymiş efendim, bihter'in kostümleri çok temizmiş de, nasıl bu kadar temiz oluyor diye merak edip, onlara soruyormuşuz. sizin yalanınızı yiyeyim ben. köşktekilerle uğraştığımız yettiyor, bir de stil danışmanları çıktı başımıza. neyse, az kaldı. biraz daha sıkın dişlerinizi.