--spoiler--
Hâlâ bazı kaynak kitaplarda Tolstoy maddesinde şöyle bir laf var. ''Tolstoy ömrünün son döneminde manevi bir buhran geçirerek yaşam biçimini ve fikirlerini kökten değiştirdi.'' Niye buhran? Neden bu kavram kullanılıyor? Herkesin inandığına inanmayı terk ettiğinde, herkesin bildiği gibi yaşamaya son verdiğinde bunun bir "düşünce"ye dayalı bilinçli bir karar olabileceğine inanmakta zorlanılır. Hep bir bit yeniği aranır; ya ''buhran'' sonucu olduğuna inanılır ya da ''kandırılma'' gibi bir irade noksanlığına dayandırılır. Oysa Tolstoy' un kendisi temel sorunu apaçık dile getirmiştir: ''Herkes dünyayı değiştirmekten söz ediyor ama önce kendini değiştirmeyi düşünen yok.''
--spoiler--