bülentciğin matmazale yandığı dertlerden sonra artık dizi hakkındaki bütün kararlarımı değiştirdim. bakınız şöyle,
sevgili adnan ziyagil, paçoz karının biricik oğlunu yurtdışında okusun ayağına evden sepetleme arzusunu da gözlerinden okuyamadın ya sana helal olsun. nasıl kabul edersin oğlunu daha bu yaşta yurtdışına göndermeyi? Sanki elinizdeki tek fırsat yurtdışı demi. sanki köyde yaşıyosunuz beş parasız, oğlunuz burs kazandı ya da iyi kalpli ve zengin, hulusi kentmen kılıklı bi amca bülenti yurtdışında okuturum ben dedi. mal mısın adnan pardon ama?
ayrıca bütün tabuları yıkıyorum ve diyorumki bihterle behlül birbirlerine yakışıyor canımcıklarım. değilmi ki ikisinde de ar damarı yok, değilmiki bu yasak aşk birisinde asabiyet yaptı diğerinde de imam misali olmasına yol açtı..
behlül diyorki "benim için bitmiş bitmiştir."
yeek yeeaaa koleydi o kadar. hem yengeni düdükle sonra düdüğünün arkasında durmayıp amcanın paracıklarından kopamayıp "ben pişmanım hep senin yüzünden allahta senin belanı versin bihter hıh! " moduna girip nihalle evlenmelere falan kalk.
yalıda zevişmediğiniz merdiven altı, kapı arkası, oda balkon kalması lan nereye bitiyo dül dül? beşirlen katyayı çok çabuk yabana attınız...
ah nihalcik. o kadar salakosun ki tarifin mümkün değil. sen türünün ne ilk ne de son örneğisin aslında ama o kadar maloşsunki bihter bile senden daha az itici geliyo bana.