ezel

entry5773 galeri
    1656.
  1. güzel bir bölümdü, işte akılda kalanlar:

    1- Cengiz kendisine el işkencesi yapıp sonra da "sana yardım edeceğiz" diyen sayko katile verdiği cevapla yardırmıştır: "nasıl yardım? el masajı mı yapacaksınız?"

    2- Ezel'in Bahar'ı hayat hikayesine inandırma çabalarındaki "dil döküşlerinde" yine- yeni-yeniden oyunculuğunu konuşturmuştur kenan imirzalıoğlu (artık çoktan alıştık)
    3- Bahar ile ezel arasındaki şu diyalog adalet denen olgunun "kardeş sevgisinden bile" ileri olması gerektiğini özetler:
    - ezel o benim ablam, sen ablama kötülük yapacaksın, onca sene bunun için beklemedin mi? bunları ablama anlatmayacağımı mı sanıyorsun, nasıl sessiz kalırım zannediyorsun?
    - anlatırsan "yaptıklarıyla kalırlar"!

    4- dayı, tefo'yu mekanına çağırarak ezel'i bulmasını söyleyip ve yarın sabah tüm ekiple kahvaltıda toplanılacağını açıklarken tefo'nun gözü dayı'nın yara-bere içindeki eline kayar, sizi bilmem ama sözlükçüler içim sızladı benim, neden derseniz işte sinema-dizi denilen kurgu sanatları böyle bir şey; gerçek olmadığını bile bile orda gördüğünüz sahnelere karşı gerçek duygular beliriyor insanın içinde. sanki ramiz dayı'ya yani tuncel kurtiz'e gerçekten bir şey olmuş gibi, sanki gerçekten canı yanmış gibi geriliyoruz burukça. bunun aynısını ben kendi adıma bir sahnede daha yaşamıştım: hani ali'nin dayı'yı sandalyeye oturtup ağzından laf almaya çalıştığı sahnede, ali bi ara iyice dellenip dayı'ya tokat vurmak için elini kaldırdığında hangimizin içi cız etmedi, o atılma ihtimali olan tokat sanki kendi babamızın, kendi dayımızın suratına inecekmiş gibi irkilmedik mi?
    işte dizi deyip geçmememin sebebi bu, oturup izleriz yaşanan "gerçeksi kurguyu"

    5- dayının tefo'ya "hakkını helal et, hadi" deyip yollaması ne iş anlamadım, dayı yolun sonuna geldiğini düşünüyorsa işler iyice karışacak desenize!

    6- kim ne derse desin cansu dere rolünün hakkını veriyor, başka eyşan düşünün bakalım diğer kadın oyunculardan, daha ne yapsın, elinden geleni yapıyor işte.

    7- insan kardeşinin ölümcül hastalığını tedavi ettirebilme adına masum bir insanın hayatına kast eder mi, etmemeli mi sorularını sorduran dizidir.
    benim cevabım nettir sözlükçü kardeşlerim: benim kardeşim onu yaşatmak adına işlediğim günahla kurtulacaksa kara toprak onun olsun, bana olan sevgisini kullanıp başka insanın kanına girmenin, suçsuz yere bir insanı mapus damlarında çürütmenin haklılık payı sıfırdır benim nazarımda. derdi veren allahsa kardeşime, çare diye yalanlara sarılmak, yılanlık etmek, vicdansızlıkla yaşamak da neyin nesi?

    8- "bu dayı hiç mi günlük hayat diliyle konuşmaz, sıradan şeyler yaşamaz" diyenlere kahvaltı sahnesi kapak oldu. mesele ramiz dayı'yı sıradanlaştırmaksa avucunu yalarsın yeğen, ama o da bir insan elbette. ne sandın?

    9- ali'yle cengiz'in hapishanedeki konuşmaları enfesti.
    ali çok dikkate değer bir şey söyledi cengiz'e dair. neydi bildiğimiz: cengiz eyşan'a olan aşkından ihanet etti ömer'e, cengiz için hayatta tek önemli şey eyşan ve ne yaptıysa eyşan için yaptı vs vs. ama ali ne diyor: sen ne yaptıysan ömer'i kıskandığın için yaptın cengiz, eyşan aşk maşk geç bunları!

    10- dayı'nın kahvaltı sofrasında "ezel arkadaşlara bi izin ver, seninle ben konuşayım" diyerek kamil ve şebnem'i sofradan uzaklaştırması bir güvensizlik alameti olarak özellikle kamil'in canını sıktı gibi geldi. ne gerek vardı ki, ekip içinde gizli-saklı olur mu ki, hep beraber konuşabilirlerdi meseleyi.
    0 ...