hürriyet'in, yıllardır sahipleri ve sahiplenenlerinin ticari kar veya siyasi rant elde etmesi uğrana dönem dönem, farklı farklı kesimleri ve kişileri hedef göstererek, izlediği yayın politikasının özünü şahsımca ''halkı suça tahrik ve teşvik'' fiilleri oluşturmaktadır.
kendine çekidüzen verme ihtiyacının gereğini yapmak adına olmasa bile, bunun bir sonucu olarak, geçtiğimiz aylarda aydın doğan'ın doğan holding yönetiminden, ertuğrul özkök'ün hürriyet genel yayın yönetmenliğinden çekilmesi anlamlıdır ve önemlidir.yine de bu, bir dönem televizyonlarda habire dönen hürriyet reklamlarında da özenle vurgulanılan ''daha fazla hürriyet arayışı'', yeni holding ve gazete yönetiminin herkes için daha fazla hürriyet istediği anlamına gelmemelidir. bilakis bu durum hürriyet gazetesinin bir zamanlar birilerinin keyfiyetini hürriyet adlederek, başka birilerinin her türlü hürriyetini kısıtlamak için uğraş verdiğinin gazete yönetimi tarafından artık kabulu anlamında okunmalı ve öyle izlenmelidir.
herkese daha fazla hürriyet sloganından, hürriyet gazetesinin sahipleri ve sahiplenenlerinin anladığı şey; korkarım ki, darbecilere,halkın sırtından palazlananlara, hortumculara,üç liraya aldığı araziyi elinde tuttuğu medya aracılığı ile siyasilere baskı yoluyla imar değişikliği yaptırıp yirmiüç liraya satmayı iş edinenlere, bu halkın alın teri ile kurulmuş onca devlet kuruluşunu özelleştirmeden beş paraya alıp çalışanlarını asgari ücrete mahkum edenlere, daha fazla hürriyettir.
bu halkın hürriyeti, emin olun hürriyetin umurunda değildir.halk hürriyetten gına geldiği için artık hürriyet kelimesini bile kullanmıyor da özgürlük diyor.