bu ülke için kellesini ortaya koyan, türkiye cumhuriyeti'nin 2 numaralı kişisidir. kendisine milli şef olarak lutfedilen lakabı celal bayar ve adnan menderes uygun görmüşlerdir. atatürk'ün ölümünden sonra toplanan chp kurultayında celal bayar atatürk'e ebedi şef, ismet inönü'ye ise milli şef ünvanlarının verilmesini ve ismet inönü'nün parti içerisinde tek kuvvet olmasını yani ölünceye dek genel başkan plarak kalmasını teklif etmiştir. fakat ismet inönü 1946 yılında bu maddeyi kaldırarak genel başkanın kurultayda delegeler tarafından seçilmesinin uygun olacağını belirtmiş ve bu madde tüzükten çıkartılmıştır. şimdi bazı ayrıntılara;
evet o tarihlerde camilerde asker bulunmaktaydı, sebebi ise çok basit, ülkenin askeri birlikleri konaklatacağı binalar yoktu ve bunun neticesinde bazı cami, medrese ve hanlar askeri birliklerin konuşlandığı alanlar olmuştur.
o tarihlerde kendisine milli şef denilmiştir çünkü dönemin şartlarında ülkelerin başında bulunanlara böyle sıfatlar vermek modaydı. örnek olarak ispanya'da franco, almanya'da hitler, italya'da mussolini gibi. kaldı ki bu ünvanı kendisi değil dönemin başvekili celal bayar ve chp sekreteri olan adnan menderes uygun görmüştü.
1938 yılında alman kuvvetlerinin polonya işgali ile başlayan dünya savaşına ülke ismet inönü sayesinde girmemiştir. unutulmamalıdır 2003 yılında ırak savaşına taraf olmaktan son anda meclis oylamasına göre kurtulduk.
o dönemlerde ekmek karne ile alınıyordu, bu ismet inönü'nün hatasından değil dünyanın içinde bulunduğu ekonomik şartlardan kaynaklanıyordu. ülke kurulalı 20 yıl bile olmamışken, 1929 büyük buhran yaşanmışken ve en önemlisi dünyanın yarısı savaş ile uğraşırken bu ülkenin kaynakları kıt kannat bile olsa kendisine yetmesini bilmiştir. şimdi ise buğday latin amerikadan, kömür afrikadan, et ise nereden geldiği belli olmayan kaynaklardan sağlamakta.
sevgili arkadaşlar; bu üle için cephe cephe dolaşıp canlarını hiçe sayan, en önemlisi çocuklarının doğumunu göremeyip büyümelerinde yanlarında bulunamayan milli mücadele kahramanlarına laf atmak kimsenin haddi değildir. ismet inönü'nün çocuklarının hiç birisinin gemisi, ya da likit yumurta fabrikası yoktur. ülkeyi yöneten insanları beğenip beğenmemek kişilerin kendi problemleridir; ama bu ülkeyi kalkındırmak için fabrikalar kuran, eğitim seviyesini arttırmak için köy enstitülerini kuran, ülkedeki yetenekli gençleri dünya vitrinine çıkartmak için kanunlar koyan, devlet planlama teşkilatını kuran bir insana faşist yaftasını yapıştırmak ne kadar doğrudur. cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kurulan onca tesisi 7 yılda satan bir hükümet ne kadar vatanseverdir. yakında atatürk'e dil uzatarak onu da faşist yaftası ile ortaya çıkarmak isteyeceklerinden şüphem yoktur.
son olarak bu yazıya eksi not verecek kişilerin olması beni mutlu edecektir. onları gördükçe bu ülkeyi keşke hiç kurtarmasaydınız be paşam lafı havada asılı kalmayacaktır.