yine bildiğim ve tekrar tekrar yaşadığım bir rüyanın tam ortasında uyanıyorum..
ben bu hikayeyi daha önce de yaşadım diyorum kendime.. cevap gelmiyor.. son zamanlarda kendimle konuşmak da eski tadı vermiyor! hem kim güvenmediği biriyle daha fazla konuşmak ister ki? ben istemem.. kendimle konuşmak istemeyişim de işte tam bu yüzden..
aynı rüyanın içinde, yine kollarım, dirseklerim, dizlerim yara bere içinde uyanıyorum.. düştüğümü hatırlıyorum fazlaca alkollü olmama rağmen.. ama zaman kavramı bütünlüğünü yitirir ya rüyalarda.. ben de zaman ısrarla geçiyor 'muş gibi' yapıp geçmiyor.. kollarımda çizikler, dizlerimde morluklar.. ben küçükken düşünce de koşar babama gösterirdim.. o da önce kızar sonra dayanamaz öper, 'acıdı mı?' derdi. garip ve saçma bir çocuk davranışı. belki de kızacağını bildiğim için özellikle gösteriyordum.. bir nevi suçluluk duygusu.. ben sonra da aynı şeyi erkek arkadaşıma yaptım zaten. ne zaman hata yapsam, düşsem, bir yerim kanasa ona koştum dirseklerimi tutarak.. o da önce kızdı, sonra öptü.. zaman geçse de bazı şeyler değişmiyor.. şimdi ben düştüm, babama gidemiyorum.. 'baba, ben düştüm.. kollarım, dirseklerim, dizlerim, kalbim.. en çok da kalbim baba.. benim heryerim morluk içinde.. kanlar içinde.. nefes alamıyorum baba.. beni kim bu hale getirdi, beni aşk bu hale getirdi baba!' diyemiyorum.. sonra O'na gidemiyorum.. bu şeye benzer, çocukken anneniz size kızar, ağlarsınız.. sonra yine gider onun kucağına sizi sakinleştirmesini beklersiniz.. aynen öyle işte.. ben kimseye gidemiyorum.. öyle dirseklerim, dizlerim morluk içinde kimseye gösteremiyorum..zaten göstersem de artık birşey yapacağını sanmıyorum.. öylece abes bir durum..
bu aptal rüyada zaman geçmek bilmiyor
yaralar havadan mıdır nedir kabuk bağlamıyor
şarkılar anlamını yitirmiyor
milyon kere duyulan notalar beynimin her köşesine tecavüz ederken bu tutunma çabasını anlamıyorum.. anlayamıyorum..
asılı kalışımı geçmek bilmeyen zamanda, bu yaralarımla.. anlayamıyorum..
(15.01.2008)