ben mucizevi bir kuşum, mucizevi şekilde konuşurum. benim bu kalitemin üstüne ne laf etsem yeterli değildir, beni ancak mucizevi sözler ifade edebilir.
kaderle söyleşemem, onun da aynası saf değil, lekeleri var. onunla konuşabilmem için onun da benim gibi saf ve temiz olması lazım.
dizelerini bana hatırlatan, türk şiirini iran şiirlerinden daha üst seviyeye getiren şairler arasında yer alan kaside ve gazel şairidir.
önemli eserleri, siham-ı kaza (kaza okları) ve arapça-farsça divanı'dır.
kendisi önemli bir hiciv yazarı olup yeri geldiğinde aşkla ilgili, yeri geldiği zaman istediğini yerin dibine batıracak derecede eleştiren, yeri geldiğinde ise dilediğini göklere çıkarabilecek kadar övebilecek şiirler yazan bir şairdir.
çevresinde gördüğü her aksaklığı yansıtabilmek uğruna birçok düşman edinmiştir.
bunun ispatı ise,
siham-ı kaza'yı 4.murat her okuduğunda sarayın çatısına yıldırım çarpmasıdır.
2 defa üst üste aynı şekilde olaylar gelişince 4.murat, nef'iyi ve şiirlerini uğursuzluk abidesi olarak tanımlamış ve nef'inin idamına karar vermiştir.
ve bir rivayete göre,
tam idam sehpasına oturacakken, vasiyetini yazması için kendisine izin verildiği vakit, kaleminin siyah mürekkebi döküldüğünde yanındaki zenci cellata şöyle der: