kötü demeyim de "daha iyi, daha anlaşılır çekilebileceğini" düşündürten bazı sahneleriyle beni biraz hayal kırıklığına uğratmıştır bu akşam dizimiz.
şöyle ki; tefo'nun ali'yi renault clio'yla kapı kırarak kurtarma sahnesi çok sığ, basit ve inandırıcılıktan uzak geldi. kapının önünde bi sürü adam vardı elleri silahlı, ha girdi içeri ha gircek! sonra noldu da, kandıralı'nın aygırları toz olup gitti, tefo arabayı üstlerine mi sürdü acep!
ikinci hayalkırıklığı yaratan sahne ise, tutuklandığı cezaevinde pat diye ezel'i karşısında görme ihtimali milyarda bir olan cengiz şak diye mapus damında gördü ortağını ve tepkisi "aa sen de mi burdaydın ortak" modundan pek öteye gitmedi. şeytan oğlu şeytan olsa da, durduk yerde ezel'i hapishanede kendisi gibi tutuklanmış görünce cengiz'in küçük dilini yutması lazım değil mi! ama ne hikmetse ayaküstü hoşbeşten sonra doğru-dürüst sormadı bile ezel'e: "yahu senin ne işin var burda, ne saçmalık bu ya" diye.
ranzaya kafayı vura vura kafayı yemeliydi cengiz ama ne gam, 10 dakika sonra altlı-üstlü ranzada yatmaya başladılar bile.
olmadı bu sahneler, nasıl bir izahı varsa artık!