iman her zaman bir mücadeledir. bu insan fıtratının doğurduğu kaçınılmaz çekişmedir. herkes kafasında sorularla gezer, herkes yaşam ırmağını doğru olan yatağının dışına taşırmaya meyillidir. asrın açtığı yaralar ve bütün yüklere islamın bir reçetesi vardır. bu reçetenin bir kısmı açık-seçik risale-i nur kitaplarında beyan edilmiştir.
ayrıca said nursi 'benden bahsedilmiş' demez, 'nurlara işaret edilmiştir' der ve nazarı kitaplarına çevirir ki bunlar binlerce sayfalık külliyat içerisinde çok küçük bir kısımda bahsi geçen mevzulardır. o kadar bu kitabı okuduğunu söyleyen minik kuş acaba hiç mi okumamış kendisini o kadar küçülttüğü cümleleri? 'ben kuru bir üzüm dalıyım' dediğini neden gözden kaçırır?
sonuç itibariyle bu kitaplar pek çoklarının kalbindekyaralara ciddi şekilde şifa oluyorlar. bunu canlı şekilde gören de var, göremeyen kendi körlüğüne yansın ama en azından 'adam' olup hakaret etmesin. anlatacağı şey varsa anlatsın, eğer hafif bir kimse olduğunu göstermenin ne o kişiye ne de başkasına faydası yoktur. devekuşu 'benim beynim var' diye kafatasını açıp gösterse sadece kuş beyinli olduğunu kanıtlar.
zeki olmak iyidir de kendini zeki sanmak ne fena...
düzeltme: bizi kontrol ettikleri için moderatörlere en içten yağları yakıp saygılarımı sunuyorum.