öncelikle juliet'imiz canımız ciğerimizi öldürürerek bela okutarak başlamıştır 6.sezona. bari hemen öldürseydiniz ses etmeseydi ceyms diye biz de aşkımızı kalbimize gömeydik yoksa yaşıyor mu lan diye heyecan yapıp sonrasında piç gibi ortada kalamsaydık. ama bela okuma işlemi devam ederken birden karşımıza 2 sezondur ha geri geldi ha gelecek diye beklediğimiz taşlığının yanı sıra maybaaaaeeeyyybiiii repliğiyle de akıllarda yer eden claire'in dönüşüyle bi nebze olsun hatasını telafi etmiş, yakın zamanda taş kontenjanının bir diğer üyesi olan shannon'ın da geri gelebileceğinin sinyallerini astım ilacını göstererek vermiştir.
orospu ama bi o kadar da taş kontenjanının kıdemli üyesi kate'in paralel evren macerasının anlatıldığı bölümde claire'in çantasında gördüğü hamile fotolarını ve oyuncak balinayı görüp ben nettim diye düşünerek eliyle koymuş gibi claire'i bulması saçmalığından sonra, acaba aaron'ı evlatlık vereceği ailenin kaçan kocasının da adayla bi alakası çıkar mı diye beklettiyse de bunu en azından şimdilik boşa çıkarmış, adısgillerden ethan'ı daktır diye karşımıza çıkarmıştır.
6.bölümde samuray abinin sayid'e dramatik hayat hikayesini anlattığı sahne sonrası sayid'in anlattıklarına üzülmüş halini zaten kendisine yakıştıramamıştık, sonrasında samurayın ''gidicek misin kalıcak mısın'' sorusuna ''kalıcam'' derken ulan yoksa samurayla bir mi olucak diye de düşündüydük yine yakıştıramadıydık. ama adamın üstünde uçup da ol tugedır gölete atlamaları ve samuray abiyi boğmasını hiç beklemiyorduk be hocam. ki kendisi 6.sezonun ilk 6 bölümü içindeki en iyi sahneydi. tabi sonra ''nabıyon sen la'' diye içeri giren çevirmen elemanın hırtlağını kesmesi sahneyi daha da güzelleştirdi. hele o pis pis gülüşü yok mu.
jacklen hurley fenerdeyken ''burda bi sürü isim var'' dediğinde jack, hurley niye ''benimki var mı acaba'' diye olaya atlamadı niye o kadar cool yaklaştı olaya onu da anlamadık.