anlatmaya öyle bir başladım ki, sanki böyle özendirir gibi oldum. "benim bir dedem var, ooo dillere destan..." ya da "ayıptır söylemesi benim bir dedem var da" şeklinde de başlayabilirdim.
kendimi acındırır gibi, sanki yıllar önce bizi bırakıp gitmiş gibi de olabilir. "benim bir dedem var, henüz tanışmadığım" tarzında...
neyse, anlatmaya başlayayım.
dedem bundan yıllar önce ramazan ayında emekli maaşını çekmiş, eve doğru geliyor. sonra işte fırında pide sırasına girmiş, pide almış. eve bir geldi, cepte paralar yok. biri fena çarpmış, bütün parasını çalmış.
tabi normalde çakal diye geçinen dedem bunu baya bir içerledi. namus davası gibi, işi kendinin halledeceğini söyledi. "bu işe polisi karıştırmayın" tarzı laflar etmeye başladı. sanki adamlar paraları kaçırmış da fidye istiyor.
(1 ay sonra...)
bir sonraki maaşı çekeceği gün geldi. benim mahallede borunun içinden üflediğim külahlar için hazırladığım kuşe kağıtları aldı. ona göre planını yaptı ve harekete geçti. gidip maaşından 10 milyon lira çekmiş, sonra o 10 milyonu kuşe kağıtların en dışını koymuş.
eve geldiğinde cebindeki kuşe kağıtlar da yoktu, onları da çaldırmış.
gitti güzelim kuşe kağıtlar, külah yapacaktım ben onlarla...