bağlanmayacaksın da ne yapacaksın? en diptesin, en karanlıkta ve en sessizlikte... bir nefes yok, senin ki bile, bir renk yok, koyu olsa bile, kalp atışlarından bile kuşkulusun sesi yok çünkü... üşüyorsun ve biri o anda elini uzatıyor sana o karanlıkları aydınlatıyor umut denilen o insanı mahveden hissi salıyor içine. hatta kalbinin çarpmasına yol açıyor şimdi duymuyorsun sadece görüyorsun bile göğsünü delmek üzere olan o atışları. tutuyorsun o eli, peşi sıra yürüyümeye koyuluyorsun sonu ne olur demiyorsun yine. umut seni ele geçiriyor yine sinsice ve yine oyun oynuyor sana kalbin ve sen yine kanıyorsun o sinsi, düşman ikiliye. sonra ne oluyor bilir misin?
yine çekip gidiyor tam da sen havaya girmişken üzerinden atmışken ölü toprağını bir bakmışsın ki dibinde altlarındasın. bir güç bastırıyor kafana ve sen daha da gömülüyorsun derinliklere. bir fırsatını bulup bakıyorsun o ellerin kime ait olduğuna, umudun ellerinden başkası değil seni karanlığa bastıran, nefesini kesen ve terkeden tam da bağlandığın o anda ipleri kesen, senden kurtulan yine değişmiyor. ve sen gömüldüğün yerde bekliyorsun bir sonra ki düşmanı sabırsızlıkla, yine o sinsi düşman hisle, umut ediyorsun...