Futbolumuzdaki garabetlerden biri de milyonlarca taraftarı olan kulüplerin halen bir dernek gibi yönetilmesi. Üye olmak için gerekli prosedürü ayrıntılı izah eden tek bir büyük kulüp yok. Dernek gibi yönetilme saçmalığının en açık yaşandığı kulüp Galatasaray.
Dernek gibi yönetildiği için müzesinde UEFA Kupası ve Süper Kupa olmasına rağmen bir dünya kulübü olamadı. Bir Türk markasının değeri Türkiye ile bilinenler sorusuna rakı ve şiş kebaptan sonra verilen cevaplardan biri olmakla ölçülmez, maçların gördüğü yani müşterinin gösterdiği ilgiyle ölçülür. En basit soru şu. Bugün Galatasaray satılsa kaç milyon dolar eder?
Kulüpte profesyonel insanlar iş başında olsaydı Galatasarayın altın yıllarında UEFAdan alınan ödül ve futbolculara dağıtılan paralar arasında bir denge oluşmaz mıydı? Ya da o dönem giyilen formalardan bu ülkedeki en az 1 milyon evde olması gerekmez miydi? Kimde var o Marshall reklâmlı formalardan?
500 yılı aşkın bir geleneğin ürünü olmak tarihi bir övünç kaynağıdır. Ancak bu övünç kaynağını kulübün ayak bağı haline getirmek de bir o kadar hatadır.
Özhan Canaydının başarısız döneminin ardından Adnan Polat iki sezondur iş başında. Bu durum alaylı yani liseli kısmı sinirlendirmiş durumda. Adnan Öztürk liselilerin adayı olarak çıkacak karşımıza.
Stad, borçların yeniden yapılandırılması, sportif başarılar için verilen uğraş, yeni sponsorluklar konularındaki hızlı gelişmeler Adnan Polatın rakibinin arkasındaki gücü bildiği için işine ayrı bir sarıldığının göstergesi.
Seçim başarılarının arkasında lise olan Özhan Canaydın ile birlikte 6 yıl yöneticilik yapan ve eski Sporcular Derneği aktif başkanı olan Cengiz Özyalçın, sarı kırmızılı camianın önde gelen isimlerinden olan ve kulübün mali portresini yıllardır çok yakından takip eden, kongrelerin usta konuşmacısı Hayrettin Kozak, eski yöneticilerden Fatih Gökşen, ünlü işadamı Ali Sabancı, ekonomist Emre ilkin ve işadamı Reşit Sinanlı Adnan Öztürkün listesinde yer alacak önemli isimler olarak görülüyor.
Kısacası, projelerden çok başkan adayı başta olmak üzere yönetim kurulu listesinde yer alan adayların kişisel ilişkileri ve iş bitiriciliğine kalmış seçimlerden çıkacak yönetimlerle belki gelirler artar ama sürekli başarı ve artan bir marka değer mümkün değildir.