ısrarla takdim şiirinde durması gerektiğini düşündüğüm gazeteci. tefsiri etminoloji üzerinden götürmek istiyor, kafası çalışıyor, seveni çok ama olmuyor. bilmiyorum demeyi bilmiyor. tevazusu yok bir kere. tevazu yok. kibre düşüyor. hani allah'ın cezası televizyondan hissediyorum, yüzündeki müztehzi bakıştan hissediyorum.
yaşar nurinin versiyonu değil, kıymetli bir dostun söylediği üzere sakalsızı. o kadar kolay hadis harcıyor ki inanılmaz. yöntemi çok basit ve zeki.
misal kadın konusunun anlatıldığı bir program. sibel eraslan ve bir kişi daha var. kadınları aşalayan çakma bir hadis buluyor, peşinden bir buhari hadisi koyuyor. buhari burada hata etmiştir şöyleyken şöyle diyor. sibel hanım konuşmanın sonunda peki hadislerin doğru olup olmadığını nasıl anlayacağız diye sordu. diyor ki kur'an a sünnete vuracağız çelişiyorsa sorun var. olmadı güvenilir alime soracağız. tam o esnada bir kasılması bir gülümsemesi var bekliyor hani, sizin gibi desinler diye. deniliyor da o esnada heybesinden bir estağfirullah sözü çıkıyor. ben televizyon karşısında utanıyorum.
aktivistliğine, şairliğine gazeteciliğine diyeceğim bir şey yok. ama alimlik o kadar ucuzlamadı ağalar beyler.