uzun zamandır kendisi hakkında uzun bir entry yazmak istediğim kadın.
sözlük ortalamasına göre oldukça genç bir yazar olarak kendisini yaklaşık 4 yıldır tanımakta ve takip etmekteyim, o dönemler baba ve piç'in patladığı dönemlerdi, elif hanım 301'den yargılanıyordu. halkın gözünde birden bire olağan şüpheli olmuştu. kendisinden oldukça nefret ediliyordu.
aradan 3 yıl geçti. arada başka kitapları da çıktı elbet ancak baba ve piç dönemimde ona duyulan popüler nefreti derin bir sevgi ve hayranlığa çevirdi daha önce çok kez ekmeğini yediği gönlü geniş, sufi, yetenekli ancak mütevazı, çok güzel fakat muhafazakar kimliği ve aşk romanıyla.
peki aradan geçen üç yılda ne değişti? değişen elif şafak mıydı, yoksa biz mi demokratikleşmiştik farkında olmadan?
baba ve piç'teki edebi lezzet eksikliği yoktu aşk'ta. günümüz edebiyat eleştirmenlerinden tam not aldı, az buçuk kitap okuyan insanlar tarafından çok sevildi kitabı, baş tacı edildi.
bu ülkede aklı başında bir tane adam olmadığını elif şafak kanıtladı bizlere. kitaptaki çok büyük çok mühim hatalar hiç konuşulmadı. kitabın neden ingilizce yazıldığını hiç kimse sormadı. yenikapı mevlevihanesi bahçesinde büyük bir huzurla oturup üflenen neyi dinleyen ve kendisine sorulan sorulara sarı cüzlü yüzündeki gülümsemesi ve başını hafif yana yatırarak verdiği cevapları dinledik.
tasavvuf ehli olmaya kendini adamış gibi görünen türk bir yazarın kitaplarını ingilizce yazarak yıllardır ekmeği yenen tasavvuf konusunu oldukça ucuz ve çirkince yurt dışında pazarlamaya çalışması hala kimseyi rahatsız etmiyor.
egosu doruk yapan elif hanım'ın kendi kitaplarından yaptığı alıntılardan derlediği kağıt helva da yok satıyor.* hiç bir yazar kendi kitaplarından derlediği alıntıları kitap diye piyasaya sürmez.
okurlarına armağan olsun.
elif şafak ticari kaygılarından asla kurtulamayacak ve asla büyük bir yazar olamayacaktır.