12 eylül darbesi sırasında kovuşturulduğu iddia edilmiş müritlerince, 12 eylülü desteklemediği söylenmiş, nurlara boyalı kapkara kanatlı nur robotlarınca; şu sözler kendisinindir;
--spoiler--
"...ümidimizin tükendiği yerde, hızır gibi imdadımıza yetişen mehmetçiğe, istihâlelerin son kertesine varabilmesi dileğimizi arz ediyoruz."
fethullah gülen / "son karakol" / sızıntı
01.10.1980
--spoiler--
12 eylülden 20 gün sonra yaklaşık bir milyon kişi 12 eylül acısını bir şekilde yaşarken sarfedilmiştir. darbe sırasında vaizlik yapmasına nasıl engel olundu bilemiyoruz. mürit atıp tuması diyip geçiyoruz. belki onlara da öyle öğrettiler. öte yandan türkiyedeki tüm siyasal dergiler kapanırken, kendisinin sızıntı dergisi çatır çatır baskıya devam etmiştir. çocukları parçalara ayrılarak teslim edilen aileler, binbir türlü işkenceden geçirilen ülkücüsü, solcusu, hırsızı, orospusu; toplumun tüm katmanları abdye biat edilsin diye katledirken, zaten biadını abdye çoktan yapmış olan beyfendi, genç generallerin abd uşağı yeni rejiminin en büyük destekçisi olmuştur. elinde kan yoksa bile kurduğu korporatif, emperyalist ve neo evangelist işbirlikçi örgütün ardında kan vardır, gözyaşı vardır, sömürü vardır. graham fullerin cia bağlantısı beyfendiyi cia ye bağlamaz elbette. ama graham fullere bağlar. graham fullerin de nasıl bir orospu çocuğu olduğunu vietnamlı kadınlara ve çocuklara sormak lazım.
yalaklık, gücü olana tapma, kendini amerikanya çocuklarına satma, korporatif amaçlı hareketlerin uşaklığını yapma; hepsi 12 eylül sırasında da vardır bu adamda. beyin cortexi zikirden ve patatesli pilavdan dolayı süt gibi olmuşların başkalarına başarı dersi verebilecekleri bir yer de yoktur.
bir daha okuyalım :
--spoiler--
"...ümidimizin tükendiği yerde, hızır gibi imdadımıza yetişen mehmetçiğe, istihâlelerin son kertesine varabilmesi dileğimizi arz ediyoruz."
fethullah gülen / "son karakol" / sızıntı
01.10.1980
--spoiler--
başarı, herkesin kafasında ortak bir ederi olan readable bir data değildir. ama eğer başına tire koyduğun maddelerle başarıyı nominalleştiriyorsan, o zaman benzer başarıları da övmen gerekir. tabi nerde o ahlak, nerede o cesaret.
başarı; yarrak kafalı, kimsenin sikinde olmayan ugandalıya türkçe öğretmek değildir. başarı, okuma/yazma oranı %15lerde gezen bir kitlenin tamamının okuma/yazma oranını bir gecede sıfırlayıp, aradan 4-5 yıl geçmeden de %70 lere çıkarmaktır. hemde hiç duymadıkları bilmedikleri, görmedikleri yeni bir alfabe ile. Başarı binlerce şeyhi, binlerce tarikatı olan bir topluma, o şeyhlerin de tarikatların da hepsine birden bir kerede siktir çektirmeyi öğretmektir. bu minvalde 70-80 sene önceki halkımla aynı şekilde düşünüyorum. ugandalıyı sikiyim ya.