öldük, ölümden bir şeyler umarak.
bir büyük boşlukta bozuldu büyü.
nasıl hatırlamazsın o türküyü,
gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,
alıştığımız bir şeydi yaşamak.
şimdi o dünyadan hiç bir haber yok;
yok bizi arayan, soran kimsemiz.
öylesine karanlık ki gecemiz
ha olmuş, ha olmamış penceremiz;
akar suda aksimizden eser yok