bugünü sevemedim, uyandığımdan beri içimde bi sıkıntı, sürekli bi arayış, bekleyiş *..
sonra pc ekranındaki tarihe kaydı gözüm..
uğur abi.. "vurulduk ey halkım unutma bizi"
dedim ya zaten sevememiştim bugünü..
17 yıl.. bak bi çırpıda yazıyorum ben "17". onyedi işte, bana yazması ne kolay..
keşke yaşayabilseydin diyorum uğur abi.. sen ne için öldün, ne diye vuruldun, bak uğruna zindanlara atıldığın halkın, vatanın şimdi nerde, kimlerle işbirliği içinde..
hain tuzaklarda kan uykularda
vurulduk ey halkım unutma bizi
işkenceler için tahta çarmıha gerildik
ey halkım unutma bizi
zulüm sığmaz iken köye şehire
bize mezar oldu kan kızıl dere
yavuklu yerine çıplak mavzere sarıldık
ey halkım unutma bizi
her seher vaktinde tan atışında
kızıl güller açtı dağlar başında faşist namluların her kurşununda dirildik ey halkım unutma bizi
bunları düşünürken ben, aklıma nihat behram'ın şiiri geldi uğur abi..
senin için yazmak istiyorum, elimden hiçbişey gelmiyor zaten, vicdan rahatlatma da değil bu. içten bi hüzün..
onlar, onlar kurtulabilseydi eğer
-üstelik can verildi bunun için
parçalanıp düşüldü,
sözleşildi, koşuldu, çırpınıldı-
ne mapusluk, ne ayrılık incitir içi
dayanılmaz olurdu
ne susuşlar, ne keder bölebilirdi derinliği
döküldü, en kıvırcık tüyleri süt kuzularının
çarpa çarpa yemişlere döküldü dal uçlarından
bir kuş yuvası,
döküldü kahramanca söylenen türkülerden
oluk oluk kan
onlar, onlar kurtulabilseydi eğer
olur olmaz başlayan her konuşmada
kaynak ateşinden sıçrayan demir lavları
sabahı yutkunuşla tıkmazdı boyunlara
yolundular daha çok başlarındayken yolun
en körpe, en diri filizleri ezildi gülümseyişin,
sınanır, yol aranır
avuç avuç taşınırken halka aydınlık
çelmelendi sekişi
koparıldı bağırlardan bir demet ışık
döküldü, yüzlerce yeşillik sanki,
sedef gagasından yanar gibi döküldü
ötüşleri sakanın,
döküldü yükselen omuzların ürpertisi
yayıldı sabrın küreklerine
onlar, onlar kurtulabilseydi eğer
-hayata
uzak yaşayanlar
bunu bilemezler-
varlıkları gözlerden dudaklardan sezilecekti.
"hangisine alışılır acının söyleyebilirim şimdi. hangisi korunda ışıtır depreştirir insanı; hangi sevinç başıboştur -artık biliyorum- hangisinin o yıldırım kökleri acılardan beslenir"