2009-2010 sezonun şampiyonluk adayları arasında şu an için en güçlü olanıdır. beşiktaş'lıyım ama tarafsız bakmaya çalışacağım.
neden en güçlü adaydır. çünkü teknik direktörü, ülkemizin spor medyası kendisini ne kadar çekemese de başarılı bir teknik direktördür. duruma göre bir öyle bir böyle olan medyamız sezon başında los galacticos diye real madrid'den yamanırken, bir kaç ay sonra özüne dönüp 'vurun abalıya mod on' olmuş, en ufak eksikte frank rijkaard'ı aşağıya çekmek için yoğun çaba sarf etmiştir. ama bu takımı frank rijkaard şampiyon yapacaktır, başkası değil. futbol bir mücadeledir, azimli bir kapışmadır. 90 dakika boyunca büyük bir alanda koşmak. tabii ki kondisyon ister. bunu da futbolcuya teknik direktör verir, gözünü para bürümüş medya değil. konu fazla dağılmasın, galatasaray şu an için en hazır takım konumunda. başkanından, lobisinden, vesairesinden her ne kadar nefret etsem de sarı-kırmızılı takım bir adım önde. sakatlık olur, ceza olur, yıldırım(!) düşer. orasını bilemeyiz.
fenerbahçe'ye de biraz değinelim. bildiğimiz gibi yaklaşık 11 senedir aynı isim tarafından yönetilmekte ve nasıl yönetildiğini de biliyoruz. 'sadece para saadet getirmez' sözün ya da ona benzer bir sözün yaşayan kanıtıdır kendisi. ve takımı da şu an için iyi durumda değildir. sezon başında verilen 3 sene ardarda şampiyonluk sözünü normal(!) yollardan gerçekleştirebilecek bir kapasitede değil. önceki sezonlardan birinde takımı şampiyon yapan daum yine takımın başında. yönettiği oyuncular disiplinsiz, vurdumduymaz, artist olanları bile var. ama bütün bu olumsuzluklara rağmen alex mucizesi ile yollarına devam ediyorlar. daha ne kadar devam ederler, onu da zaman gösterir.
ve gelelim beşiktaş'ıma. 2004'ten bu yana 61 tane oyuncuyu kendi kafasına göre transfer ederek, kulübü kendisine inanılmaz şekilde borçlandıran garip bir yönetici tarafından yönetilir gibi yapılıyor. halkın takımı, gariban oldu. çorap değiştirir gibi değiştirilen teknik direktörler takımın 2003 senesindeki var olan omurgasını yok etti ve yeni omurga hala oluşamadı. zaten halihazırda varyasyonsever bir teknik direktörün ellerinde, şu şu haftayı beklememizi söyleyen birinin elinde ne olacağı belirsiz bir şekilde... türkiye kupasında sıfır(0) çekmeye çok yakın..olmadı 1 ya da 3 çekip sonuncu olacak. ülkede milyonlarca aç insan varken milyon dolarlar verilip kenarda oturtulan japon askerinin yerine sahada gezinen ince(!) adamlar ile yola devam ediliyor. beşiktaş'ın eline 3 kez liderlik fırsatı geçmesine ve nispeten kolay rakiplerle oynamasına rağmen bu fırsat tepildi. tesadüf olamaz, şahsen ben kasıtlı olarak yapıldığını düşünüyorum. zerre umrumda değil artık. rakipler ilk yarıdaki gibi armut toplamayacak, 12 puan kapandı ama 5 puanın kapanması hiç de kolay değil. 1 şubat 2010 sabahı siyah-beyaz evlere yine yıldırım düşerse, o zaman kötü olacak. artık hiçbir haftayı bekleyemeyecek kadar salak olmadığımızı ve insan(!) olarak sabrımızın tükenmek üzere olduğunu belirtmek isterim.
turkcell süper lig takımlarına başarılar, beşiktaş taraftarına da bol varyasyonlu, inceli, şimşekli günler, kahveciden içilen acı kahvelerin tadını çıkarmalarını dilerim. artık üzülmez bu taraftar, dağ gibi yüreği, kaş ile göz arasında eritildi çünkü. kurtuluşu sezon başında finkildi.