2001-2002 sezonu...
ilhan'lı, baya'lı, tümer'li, ronaldo'lu, a.dursun'lu kadro.
ve tabi ki de nihat'lı.
nihat'ı satan şampiyonluğu satar demişti daum, ve nitekim ilk yarı süper bir performans gösteren nihat gitmiş, şampiyonlukta kursakta kalmıştı.
aradan 8 sene geçti. nerdeyse bir deste yıl.
yıllarca gurur duyduk onunla.
biz 100.yılda şampiyonluğa oynarken, onun takımıda ispanya'da tarih yazıyordu.
onlar şampiyonluğu kaçırınca bizde kaçırmış kadar üzüldük.
ve her beşiktaş'lının yüreğinde çizik oldu nihat,
özlenen oldu.
her sezon rakiplerle anıldı ismi, ama hiçbir beşiktaş'lı bunlara inanmadı,
çünkü nihat'ın ihanetine asla kanaat getirmedi.
geç mi oldu güç mü oldu bilinmez ama 8 sene sonra nihat kartal oldu.
hazırlık kampına katılmadan başlanan bir sezon, takımın kötü gidişi üzerine, medya baskı ve stresle yüklenmiş kötü futbol.
değildi ki bu bildiğimiz nihat. ve olmayacaktı da.
şimdi devre arası kampında bu kartal ve iyi hazırlanıyor.
onunla dalga geçenlere, üzerine oynayanlara inat daha bir hırs yapıyor.
bugün bir röportajını okudum soruyor muhabir o gol sevincini görecek miyiz yine diye.
nihat yanıtlıyor önemli bir maçta gol atarsam evet.
ah be nihat, hangi beşiktaş'lınin gönlünde bir özlem değildir ki o,
pascal'ın bile gönderme yaptığı, nihat'ın o çocuksu neşesine ortak olduğumuz o meşhur sevinç.
inat oğlu inat, daha ölmedi nihat.
ve söyleyecek bir kaç sözü daha var.
o zaman yine inönü'de,
en kısa zamanda,
gel yine kapalı önüne ve at kendini yere nihat.
yap o meşhur hareketini.
8-9 sezon öncesine götür bizi.
hem gönlümüzün evlatlarından kim kaldı ki geriye senden gayri?