30 kasım 2009 tarihli, veda başlıklı yazısı şöyle:
beykoz-riva köyü' ndeki camide, cenaze namazı lılınacaktı. cemaat yerini aldığında kurt kırması bir köpek tabutun tam altına gidip yattı. onu kovmak isteyenler oldu ama imam ve cenaze sahipleri '' vedalaşmak onun da hakkı'' dediler. kurt tören boyunca tabutun altından kalkmadı.
*
riva'nın sevilen gençlerinden elektrikçi hakan,o gün şehre gitmişti. sokakta bulup büyüttüğü ve çok sevdiği köpeği,onun dönüşünü her zamanki gibi yüzü yola dönük öyle bekledi. ama hakan dönmedi. trafik kazası geçirip ölmüştü hakan. ertesi gün cenazesini kentten doğrudan doğruya cami avlusuna getirdiler. kurt,o tabutun içindekinin hakan olduğunu nasıl anladıysa,oralardan ayrılmadı. şaşkın ve canı yanmış gibi tedirgin,insanların arasında dolanıp durdu. tabut camideki taşın üzerine konulur konulmaz gelip altına yattı. duyarlı okurum irfan sarp,bu acı manzaranın fotoğrafını da gönderdiği notunda '' hepimiz bu dostluk ve vefa karşısında şaşkındık'' diyor.
*
ben tanığıyım. elimize bıçak- sopa aldığımızda kaçmalarından hayvanların korkularının...başlarını okşadığımızda peşimizde koşmalarından sevgilerinin... gelmediğimizde yolumuzu beklemelerinden vefalarının... hiç bir zaman anlamak istemedik... ayakta kesilirken sahibinin ona kötülük yapabileceğini düşünmeden boynunu uzatan develerin,köydeki evine dönmek için kendini tellere vuran buzağıların, arkadaşlarından ayrıldığı için sabahlara kadar ağlayan kuzuların '' duyguları '' olduğunu görmek istemiyor insanoğlu.
*
hakan'ın köpeği,cemaatle birlikte mezarlığa gitti o gün.
herkes evine döndü,o ayrılmadı oradan. köyün gençleri,kurdu daha sonraki günlerde hep mezarlıkta hakan'ın mezarı başında oturmuş gördüler. riva köyünün mezarlığından geçerseniz... aç,cılız,acı içinde bekleyen bir kurt görürseniz eğer... odur... hakan'ın köpeği'dir.
*
evet,yazı böyle. bu yazıda bana dokunan çok şey var. bir gencin ölümü, o köpeciğin vefası,bekir coşkun'un işaret ettiği gibi biz insanların hayvancıklara karşı genel duyarsızlığımız, hunharlığımız. bunların hepsi tamam da en çok vurulduğum yeri yazının, kurdu kovalamak isteyenlere karşı imam ve cenaze sahiplerinin '' vedalaşmak onun da hakkı '' demeleri. önyargılardan, dogmalardan uzak o en büyük veda anında insanı ve hayvanı bir arada addeden tolerans. hayvanların da kul olduğunun, üzerimizde hakları olduğunun teslimi. işte bu farklı bir şey, çok rastlamadığımız, bırakın hayvanları bir birimizi kırıp geçirdiğimiz şu günlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz duygunun ifadesi. anlayışın. iman ettim ki sevginin yolu önce anlamaktan geçiyor.bir birimizi anlamaya çalışalım. yer yüzündeki bütün canlıları anlamaya çalışalım. şüphesiz ki bir diğer taraf var, orada bir birimize bakacak yüzümüz olsun.