dayı'nın el hareketiyle adamların kendi tarafına geçtiği sahnesiyle kanımı dondurmuş dizidir. hatta öyle ki; salyam bacağıma akana kadar ağzımın açık olduğunu bile farketmedim resmen. *
yahu o nasıl bir sahnedir sayın dizi yapımcıları? nasıl bir gerilimdir? o kadar gaza geldim, o kadar yüklendim ki, bir ara -gerilmekten- bilincimi kaybedip hayaller alemine dalmışım. zar zor hatırladığım rüyamda ramiz dayı, kuşağından yazmalı hançerini çıkarıp ali'ye; "kancık kelleni ödlek bedeninden ayırmaya geldim" diyordu. bilincimi tekrar kazandığımda ise kendimi, "saldırın bre mücahitler! allah'ın adına saldırın!" diye nara atarken buldum.
şaka bir yana, gerçekten bu muhteşem gerilimli, egzantrik sahnede emeği geçen herkese bir tebriği, teşekkürü borç bilirim.
efendim, cansu dere konusuna gelince; * gerçekten daha güzel birini seçebilirlerdi eyşan rolü için. fakat dizideki eyşan karakteri'nin özelliklerinde; iki erkeği kendine hasta edecek güzelliğin yanında, küçük emrah tutumu da var. işte cansu da bu noktada devreye giriyor. istemediği adamla zorla evlenmiş, kederli, her zaman düşünceli, -ezel'in yanında olduğu yerler hariç- hiç gülmeyen, ruhsuz bir karakteri o kadar güzel oynuyor ki, eyşan karakteri'ne aktris seçimleri yapılsa türkiye'de, jüri ben olsam, daha cansu'yu ilk yaptığı tiplemede kapar, "kapatın kardeşim seçimi, hadi herkes evine" derim. -cansu'ya da tembihlerim yanımda rol yapmamasını. insanın içi kararır yahu. cengiz nasıl sevmiş ki kendine böyle surat yapan bi kadını? teallaam.-
mantıksız kabul edilen, klişe denilen bir yer var ki, o kısmı ele alma durumunda kesinlikle diziye karşı bir kasıt, art niyet yok, tamamen yanlış anlama/anlamama kaynaklı zannımca.
cengiz'in o kasedi saklamasının nedeni, ileride ali'nin veya eyşan'ın kendine yapacağı olası bir yamuklukta, kasedi göstererek tehdit etmektir. e ikiside de manyak, cengiz'e yamuk yapabiliteleri var (zira cengiz'in zamanında ikisine de kötülüğü dokundu), cengiz böyle bir kaset bulundurarak, ipleri elinden bırakmamaya çalışıyor.