bir mitolojik kahraman gibi geliyor şu sıra bana. hani arabesk müzik sözleriyle, arabesk müzik sanatçılarıyla dalga geçen komik olmaya çalışan heyecanlı tip gibi görünmek istemem ama, canımın çok sıkkın olduğu bir saatte, moralim düzelsin diye dinlediğim bazı şarkılar vardır. mahsun kırmızıgül' ün bir dizisinde bundan 12-13 sene evvel kenan doğulu' nun "yaparım bilirsin" şarkısı gibi. mahsun başlıyor "engel mi mesafeler aşk yolunaaa meşk yolunaaa" ben kahkaha atıyorum. nejat alp' in "arkadaşım" gibi, o şiirlerine bitiyorum. beni hiç bir şey nejat alp' in "geçenlerde başımızdan bir olay geçti" " bi de ne göreyim dersiniz" gibi sözlerindeki kadar eğlendiremez sanıyordum ki; yanılmışım. yanılmışım dostlar, bugün bilgisayarımda kayıtlı bir müziği daha önce neden açmamışım diye kendi kendime küstüm. o parça da, hakkı bulut' un "kıskanıyorum" parçasından başkası değildi. tamam herkes gibi ben de biliyordum bunu ama, sözlerindeki ufak bir nüansı kaçırmışım. aynen şöyle;
elektronik saz girer: dırıdımımmmmm, dırıdımmm..
güneşten gölgeden esen yellerden,
bastığın toprağın her zerresinden,
boynuna taktığın beyaz inciden,
sana selam verip de gecip birinden (burada yükseliyor iyice, birindeeeeeeen)
ne bileyim işte kıskanyorum
sdjsdjsdjsdj. ne bileyim işte mi? bu nasıl bir samimiyet, nasıl bir isyan, nasıl söyleyecek sözü kalmadığının dışa vurumu?
sana selam verip de geçip birindeeeeeeen (isyanın üst noktaları)
sonra şarkı sözünde mısra eksik kalacak, artık nasıl anlatacak bilemiyor,
"ne bileyim işte, kıskanıyorum"
bu nasıl bir tatlı sertlik, nasıl bir bir çaresizlik? uu beybi, oov yea. ehehehehe. (hıh çeken smiley oynat)