98 yılında bana göre şanslı maçlar sonucunda kazanılan bir dünya kupasının sahibi olduğu milli takımda oynardı. o milli takımı sevmezdim ancak o milli takımda tek tek beğendiğim oyuncular da olurdu. bunlardan biriydi henry. çünkü arsenaldeydi. henry arsenaldeydi, arsenal henry'ydi.
04-05 ve 05-06 sezonlarında ispanya la liga'da kazanılan şampiyonlukta bana göre bir çok maçta şans faktörüyle kazanan bir barcelona vardı. zorlandığı her anda mutlaka şans yüzüne güldüğü için sevmezdim barcelonayı da. sonra gidip henry'yi arsenal'den kopardılar. sayesinde barcelona nefterim arttı. "henry'den ne istediniz?" dedim. bırakın adam ingilterede oynasın işte. sevmediğim kulüp ve milli takımda oynasa da yine de henry'yi sevmeye devam ettim. barcelona'da arsenaldeki gibi tek adam olmamasına rağmen sessiz sedasız işini görüyordu.
Ama dün gece nefret ettim henry'den. asistte topa elle müdahele ettiğini görünce değil. gol olduktan ve maç bittikten sonraki sevinçlerini görünce nefret etmeye başladım. top eline çarpabilir, gol atabilirsin. ama en azından milyonlarca kişinin önünde suç işlediği için birazcık yüzü kızarır insanın. Robbie keane'in boşa giden çabası, Damien Duff'un ciğeri patlayacak kadar koşması, hepsini tek bir el hareketiyle pasifize etti.
Bir de maçtan sonra "hakem görmedi ben de devam ettim" açıklaması yapmış. yani hakem görmediği sürece her şey mübah.
irlanda'dan katoliklere, katoliklerden celtic'e,... hepsi dünya kupasında kulaklarını çınlatacak henry'nin.