Irkçılık, insan ırkları arasındaki fiziksel farklılıkların, hayatın geri kalan yönlerinde belirleyici unsur olması temeline dayanan bir davranış ve tutumdur. Irkçılık, çoğunlukla kendi etnik değerlerini yegâne otorite olarak hâkim kılar. Sosyal ayrımcılığı, ırklar arasında fark gözetilmesini ve soykırıma kadar varabilen şiddeti haklı görür.
Faşizm ise birinci dünya savaşını izleyen yıllardaki toplumsal ve ekonomik krizlerin sonucu patlama yapan, milliyetçi ve otoriter politik harekete, saldırgan bir ulusçuluğu, tutkulu bir demokrasi karşıtlığıyla birleştiren ve üstün güçleri olan bir liderle seçkin bir grubun yönetimde bulunmasını isteyen siyasi yönetim modelidir. Bir kuramdan çok, bir inanca karşılık gelen faşizm tek partili bir devlete duyulan bağlılık ve karizmatik liderlere duyulan inancı içerir.
Faşizmin tanımlamasına yönelik çalışmalar genellikle faşizmi ortaya çıkartan ekonomik ve toplumsal koşulların belirlenmesi ve faşizmin iktidara geldiği ülkelerde işçi hareketinin ezilmesinin nedenlerin saptanması üzerinde durur. Irkçılık için ise belirli ekonomik koşullar gerekmez, daha çok davranışsal ve öğrenilen bir süreçtir.