dünkü yazısında kürt açılımı hakkında farklı bir bakış açısından bakmıştır.
--------------------------------------------------------------------
Türklerle Kürtlerin durumu Çehovun bir hikâyesine benziyor aslında.
Bir gece, bir kasabadan başka bir kasabaya gitmek zorunda kalan adam kendine bir araba tutmuş, yola koyulmuşlar, dağların ormanların arasından zifiri karanlıkta gitmeye başlamışlar.
Yolcu, ya bu arabacı beni yolda soyarsa diye düşünüp bir korkuya kapılmış, başlamış arabacıya kendi kahramanlıklarını anlatmaya, belinde çift tabanca taşıdığından, attığını vurduğundan, öfkelenince gözünün hiçbir şey görmediğinden söz etmiş.
Karanlık ormanın birinde arabacı, arabayı aniden durdurup, oturduğu yerden atlayarak kaçmaya başlamış.
Yolcu da peşine düşüp sonunda onu yakalamış.
Niye kaçıyorsun demiş, arabacı da senden korktum, sen beni öldürürsün demiş.
Karanlıkta giderken ikisinin de birbirinden korktuğu anlaşılmış.
Türklerle Kürtler, karanlık yoldaki arabacıyla yolcu gibi.
ikisinde de aynı korku var.
ikisi de kendisinin yenik kabul edilmesinden korkuyor.
Kürtler, sınırdan gerilla elbiseleriyle girerek, flamalı, posterli gösteriler yaparak teslim olmadıklarını önce kendilerine anlatmaya çalışıyorlar, Türkler de birbiri ardına sert demeçlerle savaşı kaybetmediklerine kendilerini ikna etmek için uğraşıyorlar.
Bunun için o kadar çok uğraştılar ki sonunda birbirlerini korkuttular.
Yenildik mi korkusu iki tarafı birden durdurdu.
--------------------------------------------------------------