ortega89'dan özür dileyerek pelin hanıma başlamak istiyorum. fakat postpozitivist yimirta kullanıcısının entry sine bi hayli güldüğümü de belirtmek isterim.
entelektüel/aydın 'varyasyon'larından biridir kendisi. beni en çok şaşırtan konuşması şuydu. kendileri bir roman yazmış. bu kitabın dili ingilizceydi sanırım, evet. sonra bu kitabını tercümalnar türkçeye çevirmiş. neden ingilizce yahuu diyen murat bardakçıya şöyle aşırma bir cevap veriyor: 'çünkü ben rüyalarımı ingilizce görüyorum'* ayol zaten o bozuk türkçeyle rüya görmen mümkün değil ama nasıl bir rüya'varyasyonun' varsa bizler onu ekrandan çok net anlayabiliyoruz. umarım hiçbir zaman türkçe rüya görmez.
buaradan 'elif şafak' a bir atıfta bulunmak istiyorum. son yazdığı roman listeleri alt üst eden 'aşk' bildiğiniz gibi önce ingilizce yazıldı yazar tarafından. sonra aynı yazar tarafından türkçeleştirildi. neden diye sorulduğunda ' ben ingilizce dilinde de rüya görebiliyorum'* cevabını verdi.
*şimdi rüyalarının dilini ilk gündeme getiren gerçek bir entelektüele dönelim. kendisine 'kürtsünüz, kürt kimliğini savunuyorsunuz peki neden kürtçe şiir yazmıyorsunuz' diye sorulan şairin cevabı 'çünkü rüyalarımı türkçe görüyorum. aldığım dil disiplini tükçe, kendimi kürtçe ifade edebilecek yeterliliğe sahip değilim bu dil içinde' bu hikayenin sonunda yaşar kemal de var fakat burada kesiyorum.
şimdi derdim kimsenin dil seçimini eleştirmek değil. izledikleri yolun 'özgünlüğünü' eleştirmek.
pelin seni seviyoruz çünkü ııı'larken çok kültürlü görünüyorsun, ama sadece ııı'larken.