Ferhat dağları deldi ya hani; Şirin'ini o kadar çok sevdi. Sevdi de ne oldu? Bir yalana kanıp öldürmedi mi kendini Şirin'e olan aşkı yüzünden?
Kays, Leyla'ya olan aşkı yüzünden çöllere düşüp Mecnun olmadı mı? Oldu da ne oldu? Leyla'yı başkasına vermediler mi? Ve kavuşana dek çöllerde kalıp Leyla'nın suretini bile unutana kadar yanmadı mı?
Ya Kerem... Diyar diyar gezdi Aslı'sı için. Yasaktı ona Aslı, ama o anlamadı bunu. O kadar çabalayıp da kavuştum sanarken bir büyü yüzünden Aslı'sına kavuşamadan alev almadı mı sevdiğinin kollarında?
Ya Ferhat dağları delecek kadar sevmeseydi? Şirin o öldü diye atar mıydı kendini kayalıklardan?
Mecnun kendini hatırlamadı diye kahrından ölür müydü Leyla, Mecnun onun aşkından kendini çöllere atmasa?
Aslı'nın saçları alev alır mıydı Kerem'in küllerinden, Kerem Aslı'sını bu kadar istemese?
Demek istediğim; aşk asla hayat değil. Nefes almanızı değil, nefesinizin kesilmesini sağlıyor. Ferhat olup dağlarla savaşmak bile daha kolay bazen aşkla savaşmaktan. Ya da Mecnun olup çöllere kaçmak kolay yolu aşkın. Kerem gibi yanmayı göze alıp "Aslı" diye sayıklamak bazen aşk, öleceğini bilmek yani. Öleceğini bile bile insan sever mi? Sayıklar mı son nefesini harcadığını bile bile?
Harcıyor işte... Seviyor insan, bazen yaşamak için; bazen ölmek için. Kim bile bile ölmek ister ki?
istiyor işte bazı insanlar. Sonunda Leyla'ya kavuşmak olduktan sonra ölüm zor gelir mi Mecnun'a? Şirin'den değerli mi Ferhat'ın canı? Ya da Aslı'dan vazgeçebilir mi Kerem öleceğini bilse de?
Vaz geçemiyor işte... Bu yüzden bunun adına kara sevda diyorlar. Ne Mecnunlar, ne Ferhatlar, ne Keremler çekti bu dertten... Hepsi öldü aşk yüzünden. Ölmeselerdi, aşk olur muydu bunun adı?