nefes için ilk söylenecek şey milliyetçi, militarist bir film olmadığıdır. vatan, bayrak, nöbet, kahramanlık hepsi var ama milliyetçi değil. milliyetçi duygularla filme gidecek olanlar hayal kırıklığı yaşar. bayanlarda pek hoşlanmaz çünkü erkek filmi nefes. gemide gibi erkek filmi. hatta iki erkeğin kapışmasına indirgenecek kadar erkek filmi. o yüzden kız arkadaşınızla, eşinizle gitmeyin derim. bayanlara da pek tavsiye etmem, beğenmeme ihtimalleri yüksek çünkü.
ama film genel olarak çok başarılı, atmosfer gayet güzel aktarılmış. kendinizi orada, o soğuk tepede, o çatışmada hissediyorsunuz ve bunun için fazla zorlanmıyorsunuz. askerliğini yapmış, hele ki doğuda yapmış iseniz "aynısını çekmiş adam*" diyosunuz. eksiklikler, yanlışlıklar yok mu; var tabiki. filmin en büyük eksiği inancının olmaması (belki de o yüzden millyetçi değil), kurgu da sorunlarının oluşu, duygusal sahneler fazla serpiştirilememiş, komutanın psikolojisi son bölümde daha iyi verilebilirmiş.
ama yinede levent semerci iyi iş çıkartmış. sinemada izlenmeyi hakeden bir film nefes.
--spoiler--
öyle sahneler varki insanın kanını donduruyor. kadın teröristin durumu...ağır yaralı, can çekişir halde masada yatarken televizyonda kendisiyle aynı yaşlardaki kızın, güzellik yarışması için kampa katılmasını anlatması. ve tabiki baskın sahnesi...o cendereden çıkmanın imkansızlığı, komutanın bunun farkında olması, ekibinin zayıf oluşunun da farkında olması, kendine güvenmeyenlerin, sevmeyenlerin de olduğunun farkında olduğu gibi (kentlilerin kendini sevmemesinde de gönderme var tabiki) ama en sevdiği arkadaşının intikamını alamazsa bununla yaşamayacağını da bilmesi, doktor'un da komutanı kafaya takmasa zayiatsız bir baskın yapabilecekken, komutanı öldürmek için gelişi ve iki tarafında sağlam zayiat vermesi. doktor'un yüzünün hiç gösterilmemesi. komutanın, uyumayın uyarısının etkili olması (ama bu keşke daha belirgin olsaydı) ve nöbetçilerin baskına uyanık halde yakalanması (ama bir cenderenin içindeler işte, üzeri teneke bir binada ne kadar kendini savunabileceksin), uyanık oldukları içinde teröristlere ciddi zayiat verdirilebilmesi, en azından kimsenin yatağında uyurken öldürülmemesi, üç nöbetçi gözlerini kapatmış hayaller kurarken eş zamanlı gösterilen, teröristlere operasyon, sıhhiyenin "durumu çok ağır" demesine komutan'ın " biliyorum, ben vurdum" demesi, komutan'ın terörist avı için çayla kaynatılmış çarşaf hazırlattırması (çarşaf kaya rengi alır ve kamufle için kullanılır), komutan'ın ölüm haberinin gelişi, dağların tapusunun olmayışı, çok yerinde kullanılan küfürler, espriler, o ağır yalnızlık, huzursuzluk ve inançsızlık...
--spoiler--