afişindeki gibi vatan sağolsun tarzında geçecek diye gitmekten korktuğum filmdi, ama gittim izledim. 'benim de öyle komutanım olsun, bulutların üstünde değil uzayda, uzaylı teröristlere karşı koyayım' dedim.
vermesi gereken ayarı gayet iyi veren film olmuş. askere gitmememe rağmen etkilendiğim, askerliğini yapmış, hele hele o şartlarda yapmış biri için dayanılmaz olmuş dediğim. o soğuklarda, dağlarda bi kaç it peşinden koşan askerin gelip, soba başında çorabını çıkarıp ayak parmaklarını acı hisseder bir kıvamda oynaştırması beni titretti. karakol baskını başlarken, askere sıkılan mermi içimi burktu. karakol baskını sahnesinde ölen askerleri gördükçe karakola gitme isteğimi ise hiç bastıramadım.
komutanın, doktorun gölgesini gördüğünde elindeki mermilerin biteceğini bildiği halde iki el ateş etmesi, devamında da doktorun onu öldürmesi akıllıydı. çünkü askerine silahını vermişti. çünkü artık o mektubunu yazmıştı. çünkü onun ölen askerine sözü vardı... iyi bi sahneydi.
kötü tarafı; bazı sahneleri kısmışlar. örneğin; komutanın doktora ' n'oldu yoksa sikiyomuydun?' dediğinde doktor hiç o terörist kadını siktim demedi, belki de dedirtilmedi.
ne olursa olsun izlenilebilitesi yüksek film. gidin, izleyin. türk sinema sektörüne can verin.