kızın ettiği küfürler, erkeğin yandığı dertlerdir. bir aşkın bitiş düdüğü sanılan aksine bitti
denildiğinde çalmaz.
ne zaman olur da kızın yakınmaları, erkeğin efkarlanmaları biter ve son of çekilir.
o bir aşkın bitiş düdüğüdür.
seyirciler dağılır.
yani ortak arkadaşlar, bu aşkın içinde bulunmuş kim varsa. o konudan çıkarlar. sadece tanıktırlar.
son 'of' ları da onlar duyar. aşk iki kişiliktir. fakat çekim kuvveti fazladır. yörüngesine toplar insanları. maç gibidir. hepsinin aynı duruma farklı açıklaması vardır.
ama hakem kalpdir. o karar verir. kırmızı kart sana.
bir aşkın bitiş düdüğü vardır. ama o kadar gürültülü değildir. yastık altı hıçkırmasıdır, arabadan yol çizgilerine bakarken biraz gülümsemektir, bir şarkıyı duyunca sessizce eşlik etmektir ya da gülümserken aklına gelmesiyle çekilen of dur.
ve herkes dağılır birden. o kadar sessiz olduğu halde herkesi susturabilir. yiter giderler geçmişte. 'pardon tanışmış mıydık?' dersin bir süre sonra.
aşk hiç biter mi? şarkısı bile var,
kalır adımızla bir sokak duvarında,
bir ağaç kavuğunda, bir takvim kenarında,
kalır bir çiçekte bir defter arasında,
bir tırnak yarasında, bir dolmuş sırasında,
kalır bir odada, bir yastık oyasında,
bir mum ışığında, bir yer yatağında,
aşk hiç biter mi? aşk hiç biter mi?
kalır dilimizde yinelenen bir şarkıda,
bir okul çıkışında, bir çocuk bakışında,
kalır bir kitapta, bir masal perisinde,
bir hasta odasında, bir gece yarısında,
kalır bir durakta, yırtık bir afişte,
buruk bir gülüşte, dağılmış yürüyüşte,
aşk hiç biter mi? aşk hiç biter mi?
kalır bir sokakta, bir genel telefonda,
bir soru yanıtında, bir komşu suratında,
kalır bir pazarda, bir kahve kokusunda,
bir tavşan niyetinde, bir çorap fiyatında,
kalır bir yosunda, bir deniz kıyısında,
bir martı kanadında, bir vapur bacasında,
aşk hiç biter mi? aşk hiç biter mi?
aşk biter. ama bitmez.
aşk küf gibi siner bir köşeye.
sindiği zaman ise burnuna dolmayınca anlamazsın ki küflendiğini. o artık geçmiş olur.