tolstoy'a göre aşk, anlamsız nesnelerin anlam kazanmasıdır.
başlarken:
''gözünüze doğru herhangibir nesne yaklışırsa göz kapaklarınız ani bir refleksle kapanır ve sizi korur, ama
bir zaman olur ki size ihanet eder'' ....işte o zaman aralığından bahsetmek çabasındayım...
vakit aşk zamanı olunca, saatlerin hepsi durur, kum saatlerinde taneler asılı kalır, güneş saatlerindeki
gölge sabitlenir, kuş uçmaz denilen dağlara kuşlar karabulut gibi çöker, kervan geçmez tabusunu bir
insanın göremeyeceği büyüklükte bir kervan yıkar, o umarsız uğursuz saatte, işte tam da o vakitte,
gözünüze karşı yaklaşan o gözleri göz kapaklarınız engelleyemez
ve alır içeri...
elinde neler var? heybesinde neler gizli ?
hırlı mı hırsız mı? bakmadan sorgulamadan
damdan düşer gibi biraz,
yıldırım çarpar gibi çok,
hemenden daha az bir vakitte ,
ve bir anın yarısı kadar bir sürede olur herşey...
içeriye alınan bu yabancı karakteri ilk sorgulayan kalbiniz olacaktır çok iyi bir polis olduğu söylenemez
hemencecik kandırılabilir ve meseleyi ona bırakmak kabullenmekle ikiz kardeş sayılır, hal böyle olunca artık
onu atmak çok zordur, çünkü damarlarınıza kadar girip kalbe ulaşmıştır bir kere...ifadeler alınır ve her iki
tarafta kendi dilince yazdıkları anlaşmaları tercümesiz, anadili saygılı bir vaziyette imzalarlar ve mesele
savcılığa aktarılır...
savcı yine göklerdedir bir iş için deyip çıktığı ve kimsenin nereye gittiğini bilmediği o gizemli seyahetlerinden
birindedir uzun zamandır dönmemiştir, mekan ya gökyüzüdür ya da sonsuzluk kuyusudur bu kaide hiç
değişmez...yağmurla geldiğine göre gökyünde olmalıydı, eğer volkanla gelseydi mekanın rengi ve şiddeti
değişecekti...
gelir gelmez cesede selam verip meseleyi sordu, sonuçta hem savcı hem hakim hem de insanı insan yapan herşeydi o, asıl sorumlu son söz sahibiydi, RUHtu gelen....
dedi: yine ne yaptınız bu kim? ne işi var burda? her defasında yanlış kişiyi alıyorsunuz içeri ne zaman kimin
geleceğini ben size söyleyeceğimi ve ben burda yokken hiçbir yolcuya selam dahi verilmeyeceğini fi
tarihinden beri söylemiyor muyum???
atın bunu dışarı bir daha hata istemiyorum....
(aslında her şey göz kapaklarının suçuydu)
hamiş(not): bu yazıyı fatma hoca okusa lanet ederdi bana...
olası tepki:
+çok uzun cümleler
+antımda kopukluk
+bir dağıtmışsın konuyu toplayamamışsın
+ imgeler var ama aralarında bağlantı kurulmamış
+yani bazı iyi şeyler var ama olmamış be yeğenim dese ne gülerdim ama....