melankoli

entry198 galeri
    61.
  1. henüz gece, nöbetini sabaha devretmeden önce. apartmanın merdivenlerinden yukarı çıkarken yakılan sigara. hafif esinti ve ürperme. çatının en köşesinde, en yüksek yere bağdaş kurup oturmak. güneşin doğuşunu seyretmek. bir zamandır anlıyorum ki umutla yanyana yürüyor bu şey. umut alıp başını gittiğinde keskin ve keyfi olmayan, acıtan bir hüzün çöküyor. hatta depresyona kaçıyor biraz tadı. melankoli olmuyor o artık, insanın içini kavuruyor.
    oysa melankolinin bir çekiciliği var, içinde yüzmesi muazzam zevkli bir loşluk melankoli. zifiri karanlık değil. zifiri karanlık olmamasını umut sağlıyor. küçücük bir umut, küçücük bir "ihtimal", küçücük bir "acaba" bile ağır bir depresyonu melankoli yapabiliyor, depresyon ne kadar kaçılası birşeyse, melankoli o kadar içinde kaybolunası, o kadar bir yerine tutunup birlikte sürüklenilesi bir serseri rüzgar oluyor. yakalanılabilecek en güzel hastalık melankoli, meczupluğun en güzel bahanesi.
    2 ...