ateizmi ya da atestliği bir üst nokta, ulaşılması gereken bir zirve, nasıl diyim bir k2 gibi görenler var sanırım.
öyle değil aslanım. orda burda basbas bağırdığın "ben ateistim ulan ey dünya duy sesimi, saniye yenge duydun mu bak ben... işte ateistim ben saniye yenge, haykırıyorum yüzlerinize ateistliğimi!!1!1!" cümleleri seni taraftardan öteye geçirmiyor; zira kendine soru sormuyorsun.
bu değil lan ateistlik. bu yapılan şey görmemişlik, çük kopartmacılık bu. senin yaygara kopartırcasına, haydarpaşa garı'ndan istanbul'a sövercesine haykırdığın şey üst nokta değil, yanlış biliyorsun. orası henüz alt nokta, henüz başlangıç. bu noktadan dünyayı anlamaya çalışacaksan sesini biraz alçak tutup öncelikle kendine yönelteceğin sorulara odaklanman lazım. o soruların sana bazı cevaplar kazandıracağına ve bulunduğun ortamı, çevreyi; ahlak, değer verme, iyi, kötü, saf, bozuk gibi kavramları anlamlandırmaya kalkışacaksan hele önce bi içine yönelip kendi kendinin ağzına sıçacak soruların olmalı. öyle soruların olmalı ki, kendine verdiğin cevaplardan korkmalısın bazen.
"ay o gençler de hep böyle bunalımlara giriyolar fahriye, korkuyorum benim oğlan da atayist olacak ühühüh, ay çok yazık olacak oğluşuma ühühü.."
müslüman kardeş; iyi olanla kötü olana bakış açın sadece din eksenliyse sen zaten (müslüman dünyası için) islamiyetten önceki insan düşüncesini, varoluş krizlerini hiçe sayıyorsun, senin de hatan bu.. felsefeyi, düşünebilme yetisini "oraya kadarmış"la sınırlıyorsun.
ateist kardeş; ortaya fırlayıp "ateistim ben, artık rahatım" diyorsan sen git lise 1 felsefe derslerini tekrar al aslanım. sen kimlik bunlanımı yaşamış sonucunda da habitatını bulmuşsun, sosyal çevre sorununu çözümlemiş ama kendine biçtiğin sıfatın gereklerini yapmamışsın. kendine sorularla gelmemişsin pek. bu konumda sizinle ortak bir sıfatta yer almak benim açımdan rahatsızlık verici oluyor; zira çok gürültü çıkıyor.