yerine koyduğunuzu daha çok sevseniz, daha çok hakettiğini düşünseniz, hiç olmadığınız kadar mutlu olsanız, onla hiç olamadığı gibi delice eğlenceye doysanız dahi hayatınızı tek bir anda sikip atabilmesi mümkün olandır.
hani böyle bir şey olmamıştır, olsa da bir arkadaşıma olmuştur kesin** ama misal;
muhteşem bir gün geçirmişsinizdir, kafanız hafif güzeldir. sevgiliyi evine bırakmışsınızdır ve geçen muhteşem günü düşünüyorsunuz, eve gidince yapacaklarınızı planlıyorsunuzdur. günün kaça patladığı hesaplanır. evde yaşanan bir takım olayların izlerinin ne olduğu düşünülür ve silinmek üzere kafanın bir köşesine yazılır. kafa cama dayanır ve hafif kestirirken bir durak sonra inilecek olunduğu farkedilir ve kalkılır. otobüsten inilir. biraz dengeniz bozuktur. 10 metre ilerideki köprüye geçer ve bir kaç basamak çıkar, oturursunuz. parkanızın cebine elinizi atarsınız. paketten bir sigara çeker ve dudaklarınıza yerleştirir, konumunu dişleriniz ve dilinizle ayarlar, yakmaya hazır hale getirirsiniz. tam o günün rahatlığı ve huzur içinde sigarayı yakacakken çakmağın onda kaldığı hatırlanır. hafifçe gülünür. o sırada yukarıdan inen birisinin ayak sesleri duyulur. keyiflisinizdir. tamamen umursamazsınızdır. birden içten gelen bir dürtü ile döner ve sorarsınız ilk önce diz kapağını gördüğünüz kişiye yine dizine bakarak, 'ateşiniz var mı?' diye. mutlu ve yorgunsunuzdur. inen adımlar yoktur. ses yoktur. cevap da yoktur. siz yine huzurlu bir sesle sorarsınız, 'ateşiniz varsa alabilir miyim?' diye. yine cevap gelmez. bakışlarınızı biraz daha yukarı çevirirsiniz ve yüzüne ulaştığınızda son defa sorabilirsiniz, gitgide kısılan bir ses ve gitgide yok olan bir gülümseme ile, içinizdeki huzurun tükendiğini hissederek, aa-aateşin v-var mı?... farketmeden 5 saniye sayarsın o gözlere bakarak. sonunda kırparsın gelen sesle, 'var..'
odur. iki ay önce ayrıldığın, bir buçuk ay önce hayatından tamamen silip yok ettiğindir. artık sevmediğini hissettiğindir. o zamandan beri görmediğin... odur. hala aynı çakmak vardır, 2 sene önce beraber aldığınız. üstü çizik, yara bere içindedir. tıpkı aşkınız gibi. eski aşkınız... her yanı kan içinde, her yanı yara içinde yığılıp kaldığında terkettiğiniz aşkınız...
yakar sigaranızı. yanmıştır sigaranız, çeker çakmağı kendine doğru. hala yanmaktadır çakmak. gecenin karanlığında dibine düşürebildiği kadar ışıkla aydınlatmaktadır iki harfi, isimlerinizin ilk harflerini. bakışırsınız. sanki yıllarca o köprüde o basamakta öyle bakmışsınızdır o gözlere. türlü türlü anı gelir gözlerin önüne, unuttuğunuzu sandığınız, ve hatta, bildiğiniz... oturur yanınıza, kendi de bir sigara yakar, bir fırt çeker sigarasından ve döner size bakar. siz de bakarsınız. onun gözlerinde ilk tanışmanızı hatırlarsınız birden. gerçekten unutmuşsunuzdur. gözlerinde yıllarca kalmak isteyerek izlersiniz...
bir adam gelir ve oturur o köprüye. aynı basamağa. iki dakika sonra merdivenden inen güzel bir kızdan ateş ister adam. kız verir ateş. bir basamak inmek üzeredir, havadaki ayağını geri çeker ve aynı basamağa döner, sorar, 'fazla sigaranız var mı?'. 'var' dersiniz ve oturur oraya. yapılacak işler boşverilerek oradan buradan muhabbet ederek tam yedi saat geçirirsiniz. sonunda sadece çalan bir telefon kendinize getirir sizi, babası aramış ve çağırmıştır. telefon numaralarınızı birbirinize verirsiniz ve o uzaklaşır, siz oturur bir sigara daha yakarsınız.
hikaye bittiği an gözlerine gelirsiniz, yüzüne bakmakta olduğunuzu farkedersiniz. bir yaş dökülmektedir gözlerinden yavaş yavaş. silmek istersiniz, öyle bir bakar ki, yapamazsınız. çok uzun gelmesine rağmen birkaç saniye bakarsınız birbirinize öyle.
elinde sigara vardır fakat yine de sorarsınız neden olduğunu bilmeden, 'sigara ister misin?' size öyle bakar ki yaşlı gözlerle, eridiğinizi, tükendiğinizi hissedersiniz. bekler bekler ve o an daha haftalarca kendinize gelememenizin sebebi olan cevabı verir 'sigaram var. o bir kere olur.' sonra kalkar ve gider. düşünürsünüz o mutlu olarak oraya geldiğiniz günü, nelerle mutlu olduğunuzu. nelerle huzuru bulduğunuzu. herşey boştur o an. bir an gelmiş ve gitmiştir. 5-10 dakka içerisinde çok şey değişmiştir. düşünürsünüz. akşama kadar. bıkmadan, yorulmadan, devamlı düşünürsünüz. ve sonra eve gitmek üzere ayağa kalktığınızda tek bir cümle diyebilirsiniz, 'o bir kere olur.'
ve bir kere olacağını bile bile, onu kaybettiğinizi, çok şeyi, her şeyi kaybettiğinizi bile bile yürürsünüz eve, ve şişelere, dibinde onu aramak üzere...