bir bilim tarihçisi olan kuhn, yaşadığı dönemden bağımsız olarak incelenemeyeceği gibi kendi incelediği alanın da ayrı bir incelemeye tabi olması gerekmektedir. zira özgün bir yanı bulunan kuhn, dönemsel olarak ilerlemeler ve sıçramalara güvenmekle beraber çizdiği iki ana hat sebebiyle de fazla kabalaştırıcıdır.
kuhn'a göre bilimde dönemlere bakıldığında iki ana süreç görebilirsiniz ve bu iki süreç bütün süreçleri kapsar. bir tür apokaliptik çöküş etkisinin beklenmesi gibi bir paradigma bilimde ana ekseni belirler ve süreç onun üzerinden ilerler. anlaşılacağı gibi bilimde nesnel süreçler ya yoktur ya da gözlemlenemez. zira gözlemlenirse o zaman birey süreçten soyutlanmış olur. böylece kuhn ya dönemsel yıkılış evrelerine ya da dönemsel statükolara dikkat çekmiştir. ancak işin açıkçası beni burada sıkan bir nokta var. kümülatif bir ilerlemeyi kabul eden kuhn, bu ilerleme süreci durağan döneme eklemliyor ve işin içinden sıyrılıyor. böylece bana kalırsa özdeki bazı farklılıkları kaçırıyor ve eklektik dönemlerin kapısını açıyor. yukarıda belirttiğim apokaliptik çöküş beklentisi aslında budur. daha açık olmak gerekirse; kuhn bir dönem tarif ediyor ve bu dönemin sanki hiçbir etki olmaksızın yıkılacağından söz ediyor. ne güzel bir toptancılık, ne güzel bir eklektisizm!
kendi alanında önemli bir yer işgal eden ve sosyologların pek ilgilenmediği bilgi sosyolojisinin toplumsal tarihi konusunda da ipuçları vermesinden ötürü hala çok önemli bir düşünürdür kuhn. ancak kendisinin de söylediklerinden yola çıkacak olursak kendi belirlediği resmi paradigmaların artık dışına çıkılması elzemdir. yoksa kısırlaştırıcı ve eklektik bir dönemde bilginin her yönüyle öznel olduğunu kabul ederiz. böylece o büyük bilgi deryasında yeni kapılar aralamak zorlaşır ve kısırlaştırıcı etkiler devreye girer. benden ufak bir not olarak hatırlatmak istedim.