şimdiiii, bundan önce girdiğim entryler de çoğunlukla güzel şeyler söyledim fakat 4. bölümü de izledikten sonra, yayında ve yapımda emeği geçenlerin ve bu diziyi sevenlerin affına sığınarak, nacizane bir iki kelam etmek isterim.
4. bölüme kadar, çoğunlukla eğlendik, iyi dedik, güzel dedik, zaten bir dizinin akıbeti genelde 3. bölümden sonra belli olur, 4. bölüm çekildiğine göre dizi tutmuş demektir fakat bu dizide bir şeyler eksik ama ne olduğu belli değil demiştim, bu düşüncemi yeniden dillendirmek istiyorum, bazı espriler aşırı zorlama gibi geliyor bana, sonracıma, senaristlerin hayal gücüne göre, çok rahat bir şekilde ilerliyor, yani senarist ne yazdıysa o oluyor, böyle bir şey olamaz, olmamalı, her şeyin bir sebebi olmalı, bir ölçüsü, kabul edilir, anlaşılır bir yanı olmalı kardeşim, dizide çoğu mesele pek inandırıcı bir halde ilerlemiyor, mış gibi, muş gibi yapılıyor...
bu dizide samimiyet eksikliği var, ne olduğu belli değil, sırf anlık esprilerle insanları öyle ya da böyle güldürmek istiyorlar.
tipler çok güzel, eğlenceli... ama bu yetmiyor işte, genel akışta bariz sıkıntılar var.
bir dizi, ya gerçekçi olur, ya absürd olur, bu dizinin, absürd mü, gerçekçi mi, epik mi, lirik mi, didaktik mi, ironik mi, yarak mı, kürek mi olduğu pek belli değil.
misal: cevahir ve bilal arasındaki çatışma * hiç samimi değil, sırf laf olsun diye, rasim öztekin'in canlandır(ıyormuş gibi yaptığı)dığı karakter, hiç mi hiç inandırıcı bir baba değil.
bir sıdıka tadı yakalanmaya çalışılmış, aynı zamanda da bir canım ailem gerçekliğine heves edilmiş fakat bu ikisi aynı anda olamaz, bu dizi buna karar vermeli bence, henüz vakit varken, bu durum düzeltilmeli, aklımdakileri tam olarak anlatamadım ama yine de nacizane bir iki şey söylemeye çalıştım, son zamanlardaki en güzel dizilerden biri ( bu birkaç eksiği halledebilirse ) ve şu an diziyi sürükleyen karakter bence cevahir değil *, mürsel karakterini canlandıran ilker ayrık abimizdir.