kör olsaydım da duymasaydım dokunuşlarını,
başkalarına koşuşturmalarını, bilmeseydim,
işitmeseydim hiçbirini; ne siyahı ne de yeşili
sadece uçsaydım gök mavilerden sana,
ıslak kaldırımlarda kanatsız yürüseydim arkandan,
sessiz haykırsaydım geceleri; sen susturana kadar,
yetişirdi gölgem sana en sonunda, heycanla
uzanırdım ellerine; derken kaybolurdun, akılsız
hayalimde hep bir adım ötede yürürdün, usulca
kapıları kapatırdın, araya giremezdim, üstüme
kalbini kilitlerdin yine; ısrarla, yumruk olur;
kapanırdı ellerin, birşeyler söylerken, sen bastırırdın
git derdin bana, ağlatırdın; ruhum kaybolunca
gülerek alay ederdin, kapı arkasından, hissederdim,
kalbimin yandığını ve bir daha sorardım; amaçsızca,
şu odaya hapsolma nedenimi, cevaplarını bilerek
severdim seni, çaresizliğime rağmen, bir daha koşacağıma;
düşünceye, düşüp ta ki kalkamayıncaya kadar, yine de
koşacağıma yemin etmeseydim, istemediğini bilerek, keşke
tüm bunları hastalığıma saymasalardı, duvarları kırardım
delirene, şimdiye; ölünceye kadar, yokluğunda
birçok hayalin eşlik ediyorken yoluma, farkediyordum
nefretini, buna rağmen yanımda bitmeni anlamıyorum, ben... ***