baba

entry1789 galeri ses1
    306.
  1. doğduğumuz zamanlar, daha neyin ne olduğunu kavrayamadan sadece sevgisinden hayatı anlamaya başladığımız kişi. o zamanlar bile onun kucağına geldiğimizde bir güven hissiyle mutlu oluruz. yani en azından ben olurmuşum annemin dediğine göre. onun kucağına gittiğimde türlü gülücükler atar, konuşmaya çabalarmışım.

    güven duvarı. sanırım babayı tarif edebilecek en iyi kelime ikilisi olurdu. arkanızda da önünüzde de olsa, size her zaman bir desteği dokunan insan. bir şeyler için önünüze geçmiş olsa da sizi korumak için olduğunu bilirsiniz, bilirsiniz de hep o duvarı aşma isteği belirir içinizde.

    3,4 yaşlarına gelip de dışarıda arkadaşlarla oynamaya başladığımızda arkadaşlarımızı şikayet ettiğimiz yetkili merci olur.
    - seni babama derim tamam mı?
    + benim babam senin babanı döver bir kere

    6,7 yaşlarında yavaş yavaş harçlğımızı vermeye başlayan, yanına gidip dizine yatmaktan ya da öpücük kondurmaktan zevk aldığımız güvenilir adam olur. kızlar için ilk aşk, erkekler içinse hatun muhabbetinin yapıldığı ilk dost olur.

    korkulandır her zaman. ailenin reisi ya. hayat düzeni ondan korkulacağı yönünde yazılmış ya. ee bir de işin içinde anne faktörü var ya.
    - akşam baban gelsin görüşürüz. yaptıklarını bir bir anlatayım da gör sen!

    yaşınız büyüdükçe başını önüne eğdirmemek, ismini yere düşürmemek uğruna fedakarlıklar yaptığınız değerli varlığınız olur. onun soyadını yaşatmalıyım diye düşünmeye başlarsınız. benden bahsederken gözlerinin içi parlamalı, benle gurur duymalı.

    ortaokul ve lise döneminde her ne kadar sert gözükse de en büyük dert ortağınız, konu siz olunca gözü kararan, kendinden geçen canınız olur. ama ergenlik dönemi olduğundan yine de onla zıtlaşmaktan, her dediğine karşı çıkmaktan alıkoyamayız kendimizi, sanki bizim kötülüğümüze bir şey söylermişçesine.

    annenizin olay örgüsünden kurtulmak için tüm sorumluluğu üstüne bıraktığı insandır o. gene de gık demez.
    - ben bilmem, beyim bilir.
    - ben bir şey diyemem, babana sor.

    üniversite hayatınız gelip de yuvadan ayrıldığınızda en çok özlediğiniz adam olur. onun yanı kadar güven veren bir yer olmadığını anlarsınız, onun kadar kucaklayıcı gözler göremezsiniz etrafınızda. sert ama fedakar bakan gözler. özlersiniz ona belli etmezsiniz üzülmesin diye. bazı geceler korkarsınız onun için. çünkü siz büyürken o da yaşlanmıştır. geceleri yalnızlığınızda o düşüncelerle uğraşırsınız. ya ona bir şey olursa?

    işe atılır, yuva kurar, hayat örgünüzü oluşturmaya başlarsınız. artık seyrek görürsünüz babanızı, daha da yaşlanmıştır ve torunlara maymunluk yapmaktadır. oysa ki bir zamanlar korktuğunuz sert görünüşlü adamdır bu. içinizden dersiniz "canım babam".. ama o canım öyle bir geçer ki içinizden içinizi yakar.. artık daha sıkı sarılırsınız ona her an kaybetme korkusuyla.. tuhaftır sanki her ölen ihtiyarmışçasına..

    öyle bir şeydir baba. otoritesinden dolayı ördüğü kabukları vardır etrafında, içindeyse evlat sevgisine boyun eğen bir yürek ve her şeyiyle sizi korumaya endekslenmiş bir beyin.

    (bkz: iyi ki varsın)
    3 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2026 uludağ sözlük