yaran ayarlar

entry543 galeri
    128.
  1. Kurtuluş Savaşı yıllarında orduya cephane toplamaya çalışan ve bu amaçla istanbulda yer alan cephane ve askeri araç gereç depolarını canları pahasına boşaltan bir grup insanın bütün dünyaya verdiği ayardır:

    olay selimiye kışlasında geçer. teğmen ihsan aksoley, sıkı ingiliz denetimi altındaki kışlaya binbir zorlukla girer. amacı askeri doktor binbaşı hasanı görmektir. ondan önce kışlaya gelen arkadaşları yüzbaşı hikmet ve üsteğmen hakkı, doktorla beraber ihsanı beklemektedirler. ancak on beş dakikalığına izin alabilen ihsan, aklındakileri bir an önce doktora anlatmak peşindedir. doktor sorar:
    -Ne istiyorsun?
    -Buradaki askerlerimizden biri hastalanırsa, hastaneye siz sevk ediyorsunuz değil mi?
    -Evet ama sana ne?
    -Nasıl sevk ediyorsunuz?
    -Allah Allah! Adam beni sorguya çekiyor. Yazıyorum, gidiyor.
    -ingiliz Komutan onaylamadan mı?
    -O onaylamadan, burada yaprak bile kımıldamaz.
    -Binbaşım, size her gün, birkaç askeri, veba ve kolera şüphesi ile hastaneye sevk etseniz, ne olur?
    -Ne olacak, kıyamet kopar! Yoksa senin niyetin, bulaşıcı hastalık korkusuyla ingilizleri Selimiyeden kaçırtmak mı?
    -Evet. Buraya gelmeden başhekimle konuştum, Haydarpaşa Hastanesi, istediğimiz gibi rapor verecek.
    -Sonra da depolarda ne var ne yok, toparlayıp Anadoluya mı yollayacaksınız?
    -Evet efendim. yardımcı olmak istemez misiniz?
    -Bir de soruyor sersem! Elbette isterim. Allah kahretsin! Bu kadar basit bir hile neden daha önce benim aklıma gelmedi? Bir hafta sonra, burada bir tek ingiliz kalırsa, yuh olsun bana. Hazırlığınızı yapın!

    bu akıllıca plandan sonra kışla boşaltılır ve ordu için gerekli olan malzemeler toplanmaya başlar. bu malzemeler önce ineboluya, daha sonra ankaraya taşınacak ve orduya teslim edilecektir.

    yüzbaşı faruk, istanbulda nalıncılar yokuşundaki türbenin arkasında ağır makineli tüfekleri parça parça arkadaşlarıyla beraber tabutlara yerleştirir. arkasına güvenilir mahalleli insanları alan faruk, tabutların üstünü bayrakla örttükten sonra yola koyulur.

    'Ekrem keyifle,'Vay delifişek..' dedi, '..dediğini yaptı. Üstelik yüksek rütbeli ingiliz subaylarına bayrağı da, kendini de selamlattı.'

    Faruk, bayrağa sarılı iki tabutu taşıyan küçük cemaatin önüne geçmiş, sırtında imamın cüppesi, başında beyaz sarık, ağır ağır yürüyerek yaklaşıyordu. Bir işgal devriye kolu, komutanın emri üzerine durup cenazeleri ve Yüzbaşı Faruku saygıyla selamladı. Farukun ağzı, belli belirsiz bir gülümseme ile kıvrıldı. Cenaze alayı, Ayasofyaya doğru, rast geldiği ingiliz subaylarının selamları arasında uzaklaştı.

    Makineli tüfekleri biraz sonra, Ayasofyanın arkasındaki yanmış bir konağın enkazında oturan alaylı Teğmen Ahmet Ağaya teslim edilecek, onun sandıkladığı silahlar, iş makinesi, hurda demir, değirmen taşı diye, kapalı adı Zafer Ticarethanesi olan inebolu Menzil Komutanlığına sevk edilecekti.' *
    işte böyle sevgili okurlar. milliyetçiliğin emperyalizme en büyük ayarı olarak kabul edilen türk kurtuluş savaşı böyle çılgın insanlarla, böyle vatansever insanlarla, böyle zeki insanlarla kazanılmıştır, hepinizin bildiği gibi. varsın aramızda hala ali kemaller yaşasın, sait mollalar burnumuzun dibinde, göz göre göre cirit atsın. bu millette hala ne yüzbaşı faruklar, ne doktor hasanlar, ne teğmen ihsanlar var. zaten o ali kemallerin, sait mollaların korkusu da bu vatanseverlerin ortaya çıkması değil mi? varsın onlar kendi milletlerini aşağılasınlar, oyunlarla türkiyemi ele geçireceklerine inansınlar. ama unutmasınlar, hiçbir vatansever türk evladı vatanını onların eline bırakmaz.
    3 ...