lise son sınıfta bir ingilizce hocamız vardı. kendisi diyarbakırlı, kısa boylu, kel, pantolonunu beline kadar çeken, hafif kambur ve göbekli bir hocaydı. şiveli konuşurdu. neyse ingilizce sınavı olmuştuk, birkaç gün sonra hoca sınıfta sınav kağıtlarına bakıyor. biz de o sırada soru çözüyoruz. tabii acaba kim kaç almış diye meraklı olduğumuz için, ben ve birkaç arkadaş ön taraflardayız. hoca bir şeye sinirlendi biz de dinliyoruz.
- kim bu ya? tükenmez kalemle yazmış.
+ hocam kim tükenmez kalemle yazmış?
- biriniz tükenmez kalemle yazmış.
+ arkadaşlar kim tükenmez kalemle yazdı?
kimseden cevap gelmez.
- tükenmez kalemle yazmış terbiyesiz. bir de utanmadan ismini de yazmamış!
- (sessizce söylenir) ama yazısı güzel hepsi de doğru vallahi.
hocamız sınav kağıdının üzerine kocaman bir "70" yazar.
biraz zaman geçtikten sonra herkesin sınav kağıdı okunur ve hocamız kendi hazırladığı cevap kağıdına not verdiğini bizim de yardımımızla fark eder.*