önce bayım bayım bayan, ardından bizlere cehennemi yaşatan programdı. başlarda ne kadar bayıldıysam batu mutlugil'in sahneye gelmesiyle gözlerim ve kulaklarım fal taşı gibi açıldı... güzel pentatonikler, bendler la majör blues kalıbının üzerine güzel sololar dinledik. ardından akın eldes geldi sahneye ve güzel bir ''jam session'' başladı o andan itibaren. mutlu ve mesuttum.
iki iyi gitarcı karşılıklı çalıyorlardı. bundan sonrası da çok iyiydi ama benim için biraz sıkıntılıydı. jam session ın üzerine cem köksal geldi ve blues'un o güzel mavi havası birden smoke on the water'la hard rock a döndü. cem köksalın soloları bana göre çok klişedir. yani bu adamın tuşesinden, çaldıklarından en azından müziğinden zerre zevk duymuyorum.
Ardından sahneye Serdar öztop çıktı ki keşke çıkmaz olaydı. efendim fetiş bir elbise ile sahne de boy gösterdi ayaklarının altında 5bin dolarlık G-system vardı. o pedala rağmen serdar ile güzel blues müziği iyice 31e mastırbasyon a döndü. Hatta tosun paşa isimli filmin jeneriğinin böyle anlam veremediğim rezil bir şekili ile gitarcı grubuna katıldı. bana göre etüd bile olamayacak sololar atıyordu serdar efendi. Hatta La majör blues gamının üzerine düğün klavyecisi tadında macun sololar atıyordu.
Metin Türkcan* sahneye geldiğinde yarı hardrock yarı blues sololar atıyordu. metin iyi bir gitaristtir. çok mu iyi çalıyor ? hayır çok iyi çalmıyor. çalıyor ve tonlama konusunda rakiplerinin bir kaç adım önünde. Zakk wylde vari tonları kulaklarıma güzel sesler veriyordu. Serdar ve cem paso işkembeden salladıkları için ikisi beraber ayrı bir noktada takılıyorlardı ve metin türkcan Batu mutlugil gibi çok başarılı, akın eldes gibi özgün gitarcıların yanında takılıyordu. işte bu da neden metin'i beğendiğimi açıklar.
Zaga band grubunun müzisyenlerinin katılımıyla ortalık şenlendi. zaten tuncer iyi bir gitarcı ama basçıyı daha tam olarak çözememiştim. o da kalitesini o kadar gitarcıyı susturarak solosunu atarak belli etti tebrik etmek lazım buradan kendisini. Berkle öykü mevzuuna hiç girmiyorum herkes herşeyi demiş. tamam iyi çalıyor adam ama konsept olarak bakıldığı zaman çok sırıttı. Tek şikayet ettiğim nokta kanalD nin tonmaisterleridir efendim. Aranızda bunlardan birisini tanıyan var ise eğer lütfen tonmaisterlik denen şeyin mikrofon aç kapa, eko ver olmadığını iletsin. Gecenin en iyisi olan Batu mutlugil'in sesi diğer gitarcılara nazaran 3/1 olarak geliyordu televizyona.
Sonuç olarak okan bayülgen'i sıra dışı televizyon konsepti ve biraz daha ticareti arka plana attığı için, Türkiye!nin bilinen iyi gitarcılarını çağırıp böyle bir şov hazırladığı için kendi adıma teşekkür etmeyi uygun görüyorum.