--spoiler--
Bir erkeğin ilk nefesinin, bir kadının son nefesini uğurlamasıyla başlıyor hikaye; dünyaya gelirken annesini ölüme uğurlayan bir bebeğin doğumuyla... Dört kahramanı var romanın, Sözünü ettiğimiz doğumla dünyaya gelenköyün delisidilsiz Sırrı, Sırrının analığı, köyün ve civarın ebesi Tabende, Sırrının babalığı, Tabendeye sunduğu aşkı reddedilen ve aşkını sessizliğine gömen, köyün gassalı Gaffar ve Sırrının dilsizliğinin öte ucunda duran, bütün ölü dilleri bilen Amerikalı dilbilimci Jonathan... Sebepler sebepleri oluşturuyor ve kaderin ağları bu dördünü bir araya getirerek tek bir sonuç, tek bir sebep için onların hikayelerini yazmaya devam ediyor. Kitabın önemli bir özelliği, güzel sanatlardan musikiye, edebiyattan düşünceye arkamızda duran zengin tasavvufi birikimin kullanılması ve bu birikimin plastik öğeleriyle değil, içeriği ve düşüncesiyle özelde roman, genelde çağdaş sanatlar için ne anlam ifade ettiğini göstermesi... Diğer önemli özelliklerinden biri ise dışarıdan bakıldığında delilik olarak görünen zihinsel sürece, içeriden,delinin gözünden bakılmaya çalışılması... Boynunun altında muskalı bir akı olan kara bir kedinin, asıl hikaye içinde (ya da dışında) işleyen, ancak daha sonra her şeyin seyrini etkilediği gözlenen küçük hikayesi de Akmanın okur için hazırladığı özel sürprizlerden...
--spoiler--