platonik aşk

entry1924 galeri ses1
    394.
  1. sevmelerin en ağır olanıdır aslında. yaşamadan "ben aşk'ı bilirim" dememek gerekir zira. o kadar tuhaftır ki...

    en küçük şeylerden, dünyayı kurtarırcasına sevinirsin resmen. şu midede uçuşan kelebekler boyutunu çoktan aşmıştır artık olay. bir kısa filme bölünür her şey, sadece ikinizin olduğu. sizin dışınızda her şey buğuludur, ne olduklarını seçemezsin bile. o'na bakınca slow motionda başlar her şey. peynir kokusuna giden bir fare gibi hipnoz olmuşcasına...

    hayal gücün seni esir almıştır. yaptığı en ufak bi hareket, söylediği en ufak güzel bir söz, döner durur zihninde. türlü filmlerde replik olarak kullanırsın bunu, yönetmeninin hayal gücün olduğu filmlerde.

    ama her şey böyle toz pembe gözlüklerde değildir elbet. çok acır, çok acıtır. hele bir başkasının gözlerindeyse gözleri... cemal süreya'da demiş ya zaten;

    "kac kez sana uzaktan baktim 5.45 vapurunda;
    hangi sarkiyi duysam, bizim icin soylenmis sanki

    tek yanli ask kisiyi nasil aptallastiriyor
    nasil unutmusum senin bir baskasini sevdigini "

    aynen böyledir aslında.

    kimi zaman daha insaflı davranır sana hayat. başkası yoktur belki ama, sana bakmadığını da bilirsin o gözlerin. haberi bile yoktur belki senden. ah nasıl zordur, sen delicesine severken arkadaş rolü yapmak...

    sonra... sonra pes edersin artık. hayalinde yaşamanın verdiği mutlulukla avutmaya çalışırsın kendini;

    "alisirim seni yalniz duslerde oksamaya;
    bunun verdigi mutluluk da az degil ki

    cikar giderim bu kentten daha olmazsa,
    sensizligin bir adi olur, bir anlami olur belki"

    ve en son olarak, şişenin içine atılmış mektuplar misalidir, ulaşmayacağını bile bile yazılmış...

    "bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
    yalvarırım onu okuma çarşamba günleri"
    4 ...