bugün

adana katliamı

1905 olaylarında adana'da yaşanan katliam olarak da bilinir.
.

Yeni Jön Türk Rejimi, ittihad ve Terakki Cemiyeti, kısaca iTC'nin kurucuları tarafından savunulan laik ve eşitlikçi düşüncelerden mutsuz olan köktendinci islamcılar ve şeriat savunucuları, kısa sürede bastırılan bir ayaklanma yarattılar. Ancak aynı anda Adana kentinde ve çevresinde, yaklaşık 25.000 Ermeni'nin kurban düştüğü ve tarihsel düzlemde 1909 Adana katliamı olarak bilinen önemli bir yangın başladı. I. Dünya Savaşı soykırımı da dahil olmak üzere, acımasızlığı Ermenilere karşı yürütülen tüm diğer kitlesel cinayetleri kat be kat aşan bu kan banyosunun patlak vermesiyle ilgili bazı faktörler söz konusudur. Bu faktörler arasında en başta geleni, bazı islam liderleriyle ve monarşiyle anılan yerel askeri zabitlerle birlikte kan banyosunun gelişimine isteyerek katkıda bulunan, kısmen etkisini yitirmiş hükümdardan soğumuş adamların sayısının çokluğuydu. Bir başka faktör de, yakınlardaki Zeytin Dağında bulunan savaşkan Ermeni dağcılarının saldığı korkuyla 1894-1896 katliamlarının faillerinin hışmından kurtulmuş bölge Ermenilerinin zenginliğiydi.
Bu zenginlik, faillerin açgözlülüğü açısından bir mıknatıs işlevi görüyordu. Aynı derecede önemli bir faktör de, bazı Ermeni cemaat liderlerinin saldırgan milliyetçiliğiydi.

Özgürlük sözcüğünün büyüsüyle sarhoş olmuş bu Ermeniler kendilerini yüzyıllardır süren Osmanlı-Türk boyunduruğundan kurtulmuş hissedip, böylece eski Müslüman derebeylerine meydan okuyarak cüretkar milliyetçilik heveslerini açığa vurdular. Ancak, en önemli faktör, ittihad ve Terakki Fırkasının, gelecekteki Ermeni Soykırımının mimarlarından biri olan Dr. Mehmet Nazım'ın başını çektiği Selanik şubesi liderlerince desteklenen gizli, kışkırtıcı rolüydü. Bu liderler, iki aşamalı Adana katliamında yerel iTF üyelerini ve işbirlikçilerini şifreli mesajlarla yönetmişlerdi. (1/14 Nisan-14/27 Nisan 1909).
Katliamlar sonrasında gerçekleştirilen iki resmi tahkikat, katliamın önceden tasarlanmış ve organize edildiş olduğunu gösteriyordu. Ermeni kökenli iTF mebusu (Hagop Babikyan) tarafından gerçekleştirilen tahkikat, baş suçlunun iTF olduğuna işaret ediyordu. Babikyan, konunun tahkik edilmesi için bir Türk mebusu (Yusuf Kemal) ile birlikte Osmanlı Meclisi tarafından atanmıştı. Diğer tahkikatın sonuçları Osmanlı Meclisi Mebusanında yapılan bir gensoru sırasında Sadrazam Hilmi Paşa tarafından açıklandı. Bu açıklamada 'ani bir saldırıyla Ermenileri katle ve talana ikna edilen rezil mücrimler'den söz ediliyordu. Yine de esas örgütleyiciler çok ufak cezalar aldı, olaylardan sağ kurtulan kurbanlar açısındansa memnu hakların iadesi veya tazmin söz konusu olmadı. Ağır bir cezadan muaf tutulan kitlesel cinayet açısından bir teminat niteliği sayılan kurban halkın zayıflığı bir kez daha kanıtlanmış oldu.
.

kaynak ve tüm yazı: http://www.ermenisoykirimi.net/tradana.htm