ben açıkçası tanrının kendisine inanılmış ya da inanılmamış olmasını umursayacağını zannetmiyorum. daha doğrusu umursamak, kızmak gibi duygulara sahip olabileceğini sanmıyorum. biz tanrıyı kesinlikle anlayamayız. her tanrı tanımı bu yüzden birbirinden farklı oluyor. bana göre bütün dinlerin inandığı aynı tanrı. ama hepsi tanrıyı kendi kısıtlı zihinlerine sığdırmaya çalışıyor. halbuki bu evrende bizim bilincimiz, algımız bir hiç.
benim tanrıya inanma nedenim ise şu. evrim teorisi gerçek olsa bile (gerçek gibi gözüküyor) bırakın çevresini algılamayı, evrenin dışını bile düşünmeye başlayan bir canlıya ulaşması tesadüfi olamaz. burada ben evrimi tanrının yaratma sanatı olarak görüyorum. ayrıca yaşamımızda hiçbir hayati önemi olmayan gözlemleyen bir bilince sahip olmamız da bana burada bilinç sahibi bir varlık tarafından bu sürecin başlatıldığını düşündürüyor. materyal olmayan bir ruhun varlığını düşündürüyor. bazen burada hayatı uzaylılar mı başlattı acaba diye de düşündüğüm oldu. ama sanmıyorum ki milyonlarca yıl burayı sessizce izlesinler ve hiç ipucu bırakmasınlar. insanın aklında tanrı inancının oluşması ve bunun dünyanın farklı yerlerinde farklı zamanlarda başlaması, sanki bize bu dünyada tanrıyı arama amacımız olduğunu gösteriyor.
ölümden sonra yaşam olup olmadığını ise bilemiyorum. olabilir de olmayabilir de. ama olmasaydı da iyi bir insan olurdum. tanrı sonuçta beni benden iyi biliyor. benim bütün niyetlerimin ne olduğunu biliyor. o yüzden tanrıya güveniyorum.